Archives

Bazı Hastalıkların Zihinsel Nedenleri ve Öneriler -1-

Bugün size 3 tane hastalığın zihinsel nedenlerini ve olumlama önerilerimi yazmak istiyorum ancak bunların genel bilgiler olduğunu sizin kişisel sorunlarınızın daha farklı çalışmalar gerektirebileceğini de hatırlatırım. Bu bilgileri lütfen tamamlayıcı olarak kullanın ve hastalıklarınız da önce doktorunuza başvurun. Şimdilik aklıma gelen 3 sorunu yazacağım ve zamanım oldukça gelecekte de bu konuda farklı bilgiler verebilirim. Kişisel sağlık sorunlarınızla ilgili olumlama taleplerine üzülerek yanıt veremiyorum. Hem bir çok kişiye yetişmem mümkün değil hem de kişisel bir öneride bulunmak için önce sizi tanımam sizinle kişisel çalışma yapmış olmam gerekli. Özel bir çalışma istiyorsanız reikiturk.com dan Danışmanlıklar linkini incelemenizi önerebilirim.

Adet sorunları: Genelde kadının dişiliğini reddetmesi ile olur, bir nedenle dişi olmaktan zarar görmüş olabilir veya böyle bir korku yaşıyor olabilir. Belki ailesi erkek olmasını istiyordu ve bilinçaltı düzeyde kadın olmaktan memnun değil belki de güçlü olma ihtiyacı nedeniyle dişi enerjisini yok etmek istiyor olabilir kişi. Geçmişteki olumsuz cinsel deneyimler veya kirli olma duygusu da adet sorunlarına yol açabilir. Böyle bir sorun yaşıyorsanız benim önerdiğim olumlama; ” Dişi enerjimi sevgşyle kabul ediyorum ve kadın olmanın tadını çıkartıyorum” Ayrıca adet sorunları için lal taşı kullanabilir, nefes eksersizlerinizde turuncu renk soluması yapabilirsiniz. Sıcak bir havluya bir kaç damla ada çayı damlatarak alt karnınıza koymanızın da faydası olabilir. Reiki ile çalışıyorsanız kök ve sakral chakralarınıza bol bol enerji vermenizi öneririm.

Alerji: Genelde kendini koruma ihtiyacından kaynaklanır. Bu konuda sizinle bir anımı paylaşmak istiyorum. Oğluma hamileyken tüm kimyasallardan elimden geldiği kadar kaçındım ve çok dikkatli bir dönem geçerdim. Doğumdan kısa bir süre sonra alerjik sorunlarım başladı, en ufak bir parfüm kokusunda bile burnum akıyor ve uzun zaman devam ediyordu. Doktora gittim bir ilaç verdi ancak ilacın tedavi etmediğini sadece alerjiyi baskıladığını öğrencim ilacın. Doktorumun önerisine uyup ilacımı alırken bir taraftan da bunun gerçek nedenine odaklandım, içimde ne vardı ki böyle bir soruna yol açmıştı. Alerjiler genelde kendini koruma isteği ile bağlantılıdır, beden kendisini korumak için zararsız bile olsa bir şeyleri ( gıda, koku veya başka bir madde) kabul etmez, şiddetle atmaya çalışır. Bir süre alerjimin nedenini çözemedim çünkü evrene, yaşama ve Allah’a güvenirim ve elimden geldiği kadar akışta kalmaya çalışırım. Bir süre kendimle çalıştıktan sonra hamileliğim boyunca sürekli olarak kendime ” bedenime kimyasal bir şey sokmayacağım kodlaması” yaptığımı fark ettim. Oğlumu korumak için yaptığım bu kodlama bir süre sonra genellenmiş ve artık benim hayatımı etkilemeye başlamıştı. Geçmişe dönük enerji ve bilinçaltı çalışmalarıyla alerji ile vedalaşmayı başardım. Alerjiniz varsa kendinizi bir şeylerden veya birilerinden korumaya çalışıyor olabilirsiniz. Ayrıca kendinizi bir şeylere zorunlu hissetmek veya birisine karşı ciddi rahatsız edici hisler beslemek de alerjiye yol açabilir. Alerji için olumlama önerim; ” Hayatın akışına güveniyorum ve kendimi tamamen güvende hissediyorum.” Akuamarin taşı aşırı aktif bağışıklık sisteminin sakileşmesine yardım edebilir. Eğer meditasyon yapıyorsanız düzenli olarak turkuvaz rengi ile meditasyon yapmak ve reiki ile çalışıyorsanız kalp chakranıza, yemek alerjisi için çalışıyorsanız ilave olarak sakral chakranıza bol bol enerji vermenizi öneririm.

Migren; Migren genelde mükemmeliyetçi insanlarda görünen bir sorundur. Şimdiye kadar bana migrenim var diyen 10 danışanımdan 9 tanesi detaycı ve mükemeliyetçi insanlardı. Mükemmeliyetçi insanlar kendilerini daha fazla eleştiren ve kendilerini yeterli görmekte zorlanan insanlardır. Bir sorunla karşılaştıkları zaman en iyisini yapmak isterler ancak bunu yapmanın mükemmeliyetçi yapılarından dolayı zor olduğuna inanırlar. Bu da onlara köşeye sıkışma duygusu verir ve kontrolü ellerinden kaçırmaktan korkarlar. Kontrolü elinden kaçırma korkusu ile kendine aşırı baskı yapma ise migreni tetikleyen temel duygudur. Eğer migreniniz varsa sizin için en önemli şey akışa uymak, hata yapma hakkınız olduğuna inanmak ve zaten olanın en mükemmeli olduğunu kabul etmektir. Kendinizi sevmek, onaylamak, yeterli hissetmek bu sorunun şifasıdır. Migren için olumlama önerim; ” Hayata güveniyorum ve herşeyin olması gerektiği gibi olduğunu kabul ediyorum.” Migren için akik taşını kullanabilirsiniz. Eğer reiki ile çalışıyorsanız tepe chakranıza ve 3. gözünüze bol bol enerji vermenizi öneririm. Ayrıca migren ağrınız tutunca biraz lavanta yağı koklamanızın faydası olabilir.

Verdiğim bilgilerin ise ihtiyacı olan herkese ulaşmasını seçiyorum.

Sevgiyle kalın.

Berna Özcan Demir

Direnç Kırma Olumlamaları

Eğer herhangi bir olumlamayı yaparken içsel olarak güçlü bir direnç hissediyorsanız bir süre olumlamanızı değiştirerek çalışmanızı öneririm. Örneğin ” Hayatımdaki bolluk ve bereket her geçen gün artıyor” olumlaması ile çalıştığınızı düşünelim. Eğer bu olumlamayı tekrar ederken rahatsızlık, inançsızlık ve olumlamayı bırakma hisleriniz yogunsa yani içsel bir direnç gösteriyorsanız bunun yerine ” Hayatımdaki bolluk ve bereketin her geçen gün artmasının mümkün olduğuna inanıyorum” olumlaması ile bir süre çalıştıktan sonra asıl olumlamanızla yeniden çalışmaya başlayabilirsiniz. Eğer yine direnç devam ediyorsa yani zorlanıyorsanız bu durumda sadece ” bolluk – bereket” kelimelerini sürekli tekrarlayın. Bu kelimeler sizde herhangi bir duygusal direnç oluşturmayacak ancak olumlama olarak sürekli tekrar etmek kendinizi bolluk ve berekete açmanıza yardım edecektir. Bu çalışmadan sonra yeniden asıl olumlamanıza dönebilirsiniz. Asıl olumlamanızı 21 gün çalışmanız gerekli ancak aradaki direnç kırma olumlamaları için böyle bir süre yoktur, sezgilerinize göre hareket edebilir ve kendinizi hazır hissedince asıl olumlamanızla çalışmaya devam edebilirsiniz. Sevgiyle kalın. Berna Özcan Demir

Kendini Affetme Niyeti

heart-741511_1920Kendinizi affetmeniz özgürleşmeniz ve hayatınızdaki tıkanıklıklardan kurtulmanız için yapmanız gereken en önemli çalışmalarından birisidir. Kendini affetmenin önemini ne kadar anlatsam az gelir bu nedenle kısaca temel çalışmalardan birisi diyebiliyorum. Bu çalışmayı yapmanız için size bir niyet hazırladım. Bu niyeti 21 gün boyunca her gün odaklanarak en az 3 kere okumanızı öneririm.

“Tüm zamanlardaki ve tüm boyutlardaki bütün hatalarım için kendimi affetmeyi seçiyorum. Sevgili yüksek benliğim; tüm suçluluk duygularımı, tüm sıkıntılarımı, tüm öfkemi, kurban bilincimi ve tüm acılarımı yüreğimden nazikçe sil. Kendime karşı yaptığım tüm hatalar için ve başkalarına karşı yaptığım tüm hatalar için merhametin şifalandırıcı ışığı ile varlığımı doldur ve beni arındır. Kendimi bütünüyle affediyor ve bütünüyle affedilmiş bir insan olmaya niyet ediyorum. Teşekkür ederim.”

İhtiyacı olan herkese faydalı olmasını seçiyorum. Sevgiyle kalın. Berna Özcan Demir

Doğru kişiyi hayatınıza çekmek

valentine-644623_1920Özellikle duygusal ilişkilerimizde hepimiz daha fazla sevilmek, mutlu olmak ve değer görmek isteriz. Özel olduğumuzu bize hissettirecek, yanında kendimizi iyi hissedeceğimiz ve sevgi dolu bir eş bir çok insanın hayalidir. İlişkilerde veya evlilikte mutlu olmak bazı insanlar için şans ya da kısmetle ilgili bir durumdur. Mutlu bir evliliği olanları şanslı insanlar olarak görüp bu kişilere özenirler ve neden kendileri için doğru insanı bulamadıklarını düşünürler. Oysa gerçek bundan oldukça farklıdır aslında herkes kendisi için en doğru insanı bulur. Bilinçaltınız kendinizle ilgili hangi inançlara sahipse bu inançların onaylanmasını isteyecektir ve bu inançlara uygun insanları otomatik olarak hayatınıza çekmenizi sağlayacaktır. Eşinizden sevgi görmek istiyorsanız ama size ihtiyaç duyduğunuz sevgiyi göstermiyorsa büyük olasılıkla bilinçaltınızda “ Ben sevilmeyi hak etmiyorum” inancı vardır. Bilinçaltı sahip olduğu inanca en uygun titreşimdeki insanı yani aslında sizin için doğru insanı seçmiştir ve size sevilmediğinizi hissettirecek bir eşle birliktesinizdir. Aslında birlikte olduğunuz insan sizin için en doğru insandır sadece siz bunun farkında değilsinizdir. Dışımız içimizi gösteren büyük bir ayna gibidir, eğer hayatınıza bakarsanız içinizde nelerin olduğunu kolaylıkla görebilirsiniz. Yalnızsanız ve sizi mutlu edecek doğru insanı bir türlü bulamıyorsanız kendinizi sevmeme, iyi ve güzel şeyleri hak etmeme, kendinize değer vermeme gibi olumsuz inançların yanı sıra ilişkilerle ilgili daha farklı olumsuz inanç kayıtlarına da sahip olabilirsiniz. Bu olumsuz inançlardan bazılarına göz atarsak;

Allah çirkin şansı versin, güzellerde kısmet olmaz – Eğer güzel olduğunuza inanıyorsanız ve bu inancınızda varsa yalnız kalmaya adaysınız demektir.

Evlilik aşkı öldürüyor – Eğer bu inanca sahipseniz aşık olduğunuz insanla evlenmeyi bilinçsiz olarak reddedersiniz ve evilik noktasına gelince onu kaybetme korkunuz onu gerçekten kaybetmenize yol açar.

Bütün erkekler aldatır – Bu inanca sahip olan bir kadın ihanet korkusu yaşar ve bilinçsizce ihanete uğramamak için mutlu bir evliliği kendisinden uzaklaştırır.

Evililik insanın hayatını kısıtlar – Olumsuz inançlardan bir tanesi de evlenince özgürlüğünü kaybetme korkusudur ki bu inanç kadınlarda da erkeklerde de sıkça görülür. Bu inanca sahip olan bir insan esir olma korkusu da yaşar ve kendisini esir edecek ilişkilerden uzak durur. Bilinç düzeyinde evlenmek, mutlu bir aile kurmak istiyor olabilir ama bilinçaltı onaylanma yasası gereği bu isteğini tatmin etmeyecek insanları hayatına çeker.

Her zaman daha iyisi vardır – Bu inanca sahip olan bir kişi elindeki ilişkinin güzelliklerine odaklanmak yerine sürekli daha farklı olanı daha iyi olanı bilinçsizce arar ve bulduğunu sanınca ilişkisini bitirir. Bulamazsa da bir gün karşısına en iyisinin çıkacağı beklentisi ile yalnız kalmayı tercih edebilir.

Bunlar gibi bir çok olumsuz inanç sayabilirim ancak sanırım temel mantığı anladınız. Bilinçaltınızdaki kısıtlayıcı inançlar veya korkular hayatınıza bu inançları destekleyecek insanları çekiyor. Bu durumda ilişkilerinizde ya da evliliğinizde istediğiniz mutluluğu bulmanız kolay olmayacaktır. Peki bu durumu değiştirmek için ne yapabiliriz. Öncelikle en önemli konu kendinizi sevmeniz, sevilmeyi hak ettiğinize inanmanız ve iyi şeyler yaşamak için kendinize izin vermenizdir. Siz kendinizi olduğunuz gibi kabul ettiğiniz ve sevdiğiniz zaman hayatınıza sizi olduğunuz gibi kabul eden ve seven insanlar gelecektir. Siz kendinize değer verdiğiniz zaman size değer veren insanların tireşimi ile uyumlu olacaksınız ve otomatik olarak bu kişileri hayatınıza çekeceksiniz. Önemli olan kendi içinizde kendinizle ilgili sahip olduğunuz inançlardır unutmayın dışınız içinizin sadece bir aynasıdır.

İlişkilerle ilgili en sık yapılan hatalardan birisi de başka birisine karşı güçlü romantik duygular hissederken hayatınıza yeni birisinin girmesini beklemektir. Geçmişte kalan hala unutamadığınız ve size hala güçlü duygular hissettiren birisi varsa bu kişinin sizin üzerinizdeki enerjisi yeni bir ilişkinin hayatınza girmesine engel olacaktır. Evren boşluk sevmez her noktası tamamen enerji doludur. Sizin aşk hayatınızla ilgili alanlar zaten doluysa yeni birisinin gelmesi mümkün değildir. Yeniye yer açmak için eskiyi yaşamınızdan, aklınızdan ve duygularınızdan uzaklaştırmanız gereklidir. Bu yapılması gereken bir şeydir aksi halde mutlu bir ilişkiyi hayatınıza kabul etmeniz mümkün olmayacaktır.

Hayatınızda yeni birisi için yer açmak kadar önemli olan bir diğer konu gerçekten yaşamınızda birisini isteyip istemediğinizdir. Gerçekten yeni bir ilişkiye veya evliliğe hazırmısınız? Bunu kalbinizden istiyor musunuz? Yoksa sadece ailenizin ya da toplumun beklentilerini mi yerine getirmeye çalışıyorsunuz? Eğer gerçekten böyle bir ilişki istemiyorsanız bu durumda bilinç düzeyinde istediğinizi düşünseniz bile bilinçsizce size uygun olmayan insanları çekersiniz ve sonra da ben istedim ama olmadı dersiniz. Bazen insanlar kendilerine bir şeyin mümkün olmayacağını ispat etmek için bilinçsizce bir çok kereler olumsuz deneyimler yaşamayı seçebiliyorlar. Bu nedenle gerçekten ne istediğinizi bilmek çok önemlidir.

Yine aileden ayrılma, onları terk etme ve yalnız bırakma korkusu bir çok insan için evliliğe engel oluşturan bir duygu durumudur. Ailesine karşı maddi ya da manevi sorumlulukları olduğunu düşünen kişi evlenip evden gitmekle ilgili suçluluk duyguları geliştirebiliyor ve evliliği istediğini söylese de aslında evililik bilinçaltının kesinlikle reddettiği bir durum haline geliyor. Daha sonra bilindik senaryolar tekrar etmeye başlıyor ya uygunsuz insanları hayatına çekiyor ya evlilik düşünmeyen kişileri buluyor veya sürekli sorunlu ilişkiler yaşıyor. Eğer ailenize karşı maddi veya manevi sorumluluklarınız varsa ve bunlar sizin için çok önemliyse onları yalnız bırakmanız durumunda kendinizi iyi hissetmeyecekseniz evlenmekle ilgili suçluluk duygularınız olabilir. Bu durumda bu konuya odaklanmalı ve en azından evlenmeniz durumunda neler yapabileceğiniz, ailenizi nasıl destekleyebileceğinizle ilgili alternatif planlar yapmalısınız. Sadece bunları planlamak için sizin için rahatlatıcı olabilir ve evlilik konusundaki baskıyı üzerinizden kaldırabilir.

Eğer geçmişinizde herhangi bir kişiyle olumsuz veya travmatik bir ilişkiniz, evliliğiniz olduysa ve bu ilişki bilinçaltınızın olumsuz inançlara sahip olmasını sağladıysa bu durumda yeniden zarar görme korkunuz olabilir. Doğal olarak korkunuzu onaylayacak insanları hayatınıza çekme ihtimaliniz de bu durumda artacaktır. Bu korku hem sizin kendinizi korumak için karşı cinsten uzaklaşmanıza yol açabilir hem de yeniden yanlış bir insana bağlanmanıza neden olabilir. Eğer geçmişinizde böyle travmatik bir ilişki olduysa bunun etkilerinden kurtulmanız çok önemlidir. Bunun için farklı seçenekleri değerlendirebilirsiniz ancak en önemli konu güvende olduğunuza bilinçaltı düzeyde inanmanızdır. “ Hayatıma sadece iyi insanları kabul ediyorum, tamamen güvendeyim ve korunuyorum” şeklinde bir olumlama ile çalışmanızı öneririm. Bu olumlama ile bilinçaltınıza gireceğiniz yeni kayıt geçmişin izlerinden kurtulmanıza da yardım edecektir.

Hayatınıza doğru insanı çekmek mutlu bir ilişki veya evlilik yaşamak için önce kendinizi değiştirmelisiniz. Siz mutlu ve keyifli bir insansanız hayatınıza mutlu ve keyifli insanlar gelecektir. Siz kendinizi seviyorsanız hayatınıza sizi sevecek birisini kabul edebilirsiniz. Kendinizi değiştirmeden aynı sorunları hayatınıza çekeceğinize göre mutlu bir ilişki için kendinizi değiştirmeye odaklanmanızı öneririm. Bunun için de evlilikle ilgili olumsuz inançlarınızı tespit edebilir daha sonra Refah içinde bir yaşam sürdürme rehberinde verdiğim inanç değiştirme çalışması ve olumlamalar ile bunları değiştirmek için çalışabilirsiniz. Yine bildiğiniz farklı teknikler varsa bunları da kullanarak eski ve olumsuz inançlarınızdan kurtularak yeni ve olumlu inançlar edinebilirsiniz. Siz değiştiğiniz zaman tüm evreninizin değiştiğini görecek ve yeni versiyonunuza uygun insanların hayatınıza şaşırtıcı şekillerde geldiğine tanık olacaksınız.

 

Yukarıdaki yazı Berna Özcan Demir tarafından hazırlanmış olup 5846 nolu yasa uyarınca tescil ettirilmiştir, kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. Oluşacak itilaflarda İstanbul Mahkemeleri yetkilidir.

ÖZEL OLUMLAMA İSTEKLERİYLE İLGİLİ

Niyet etmek ve olumlama yapmak konularında uzun zamandır yazılar yazıyor ve özellikle facebook da astrolojik olarak enerjileri de inceleyerek günlük olumlamalar veriyorum. Genel olarak olumlamalar yada niyetler vermek kolay olmasına karşın özel olumlama yada niyet hazırlamak çok daha farklı bir süreç demektir. Her gün mail ile sorunlarını anlatan ve olumlamalar isteyen bir çok kişi bana ulaştığı için bu konuda biraz bilgi vermek istiyorum.

Bir kişinin özel bir sorununa olumlama yada niyet hazırlamak için öncelikle o kişinin sorunun gerçek nedenleri ile ilgili bilgim olması gereklidir. Bir örnek verirsem bu konuyu daha iyi anlatabileceğimi düşünüyorum.

Bir gün tanımadığım ancak çalışmalarımı netten takip eden genç bir bayan bana mail attı ve eşiyle sürekli olarak tartıştıklarını ve boşanmanın eşiğinde olduklarını yazarak benden olumlama istedi. Ben kendisine bu şekilde olumlama vermemin doğru olmadığını, önce tam olarak sorunun gerçek nedenlerini bilmem gerektiğini söyledim ama kırılmaması için eşimle mutlu bir evliliğim var ve çok iyi anlaşıyoruz gibi genel bir olumlama vererek 21 gün çalışmasını önerdim. 21 gün sonra bana yeniden mail atarak evliliğinde hiç bir düzelme olmadığını ve yaşam koçluğu çalışması almak istediğini söyledi. Uygun bir zamanı belirledik ve kendisine burada Ayşe diyececeğim genç bayan yanıma geldi.

Anlattığı şeyler her ailede olabilecek sorunlardı sadece her iki taraf da konuları çok büyütüyordu ve kontrolleri dışına çıkmasına izin veriyorlardı. Kendisiyle konuşmalarımız esnasında fikrini söyledikten sonra benden onay beklemesi dikkatimi çekti. Bir şey söylüyor sonra sizce haksız mıyım gibi cümlelerle teyit istiyordu. Bunun üzerine gidince Ayşe’de ciddi bir onaylanmama korkusu olduğunu fark ettim. Bu ip ucunu değerlendirerek ailesi ile ilişkisini konuştuk ve ailesinin diğer fertlerinde de onay almanın ciddi bir ihtiyaç olduğunu öğrendim. Daha sonra bu konuda eşi ve eşinin ailesi üzerine konuşmaya başladık. Eşi ise tam tersine son derece bireysel bir yapıya sahipti ve kesinlikle onaylanmak konusunda bir sorunu yoktu.

Bu konuda Ayşe farkındalık kazanmaya başlayınca kavgaların temel çıkış nedenini de birlikte keşfettik. Ayşe için onaylamak sevgi ve ilgi görmek anlamına geliyordu. Ailesi ona sevgisini onu onaylayarak göstermiş, cezalandıracağı zaman ise onaylarını çekmişlerdi. Herhangi bir konuda konuşmaya başladıkları zaman Ayşe eşinden onay göremezse onun tarafından sevilmediğini düşünüyordu. Oysa eşinin böyle bir ihtiyacı olmadığı gibi hataları görmeye ve bunları düzeltmeye uygun bir bakış açısı vardı. Büyük ihtimalle Ayşe ona bir şey anlatınca nerede yanlışı olduğunu söyleyerek ona verdiği değeri gösterdiğine inanan bir zihin yapısı vardı. Ayşe onay beklerken eleştiri almak onun için sevilmediğinin hatta cezalandırıldığının bir işaretiydi.

Kısaca;

Ayşe’nin inancı: Beni seviyorsan beni onaylarsın.
Eşinin inancı: Seni sevdiğim için hatanı söylüyorum, böylece daha mükemmele ulaşabilirsin.

gibi bir tablo çıkıyordu karşımıza. Artık olumlama hazırlamak bir kaç dakikalık bir süreçti ve Ayşe Hanım’a aşağıdaki gibi bir olumlama vermiştim.

“Kendimi onaylıyorum ve bu benim için yeterlidir.”

Bir sonraki görüşmemiz için zaman belirledik ve ayrıldık ancak bu görüşmeye gerek kalmadı çünkü eşi ile ilgili tüm sorunlarının çözüldüğünü kısa bir süre sonra mailinde bana yazmıştı. Bu olumlamayı hazırlamak için harcadığım süre bir dakika iken bunu tespit etmek için 2 saati aşan bir çalışma yapmıştık diye de eklemek istiyorum. Oysa bana ilk mail attığında bunları bilmediğim için genel bir olumlama vermiştim ve doğal olarak sonuç alamamıştık.

Facebook sayfamız açıldığından beri her konuda farklı olumlamalar ve niyetler veriyorum. Bunlarla her zaman çalışabilirsiniz ancak size uygun bir olumlama hazırlamam için yapılması gerekenleri yukarıda anlattım. Bu sene yaşam koçluğu çalışmaları yapmadığım için lütfen kişisel çalışmalar için başvuru yapmayınız yazıyı hazırlama nedenim verimli bir olumlama, niyet nasıl hazırlanır bunu tam olarak aktarabilmekti.

Sevgilerimle

Berna Özcan Demir

Olumsuz duygulardan arınmak için bir teknik

tiger-eye-ballKaplangözü taşı bilinçaltı temizliği ve ailenizden gelen DNA larınızda kayıtlı olan olumsuz duyguların temizlenmesi için çok etkili bir taştır. Eğer bir kaplangözü taşınız varsa aşağıdaki çalışmayı mutlaka yapmanızı öneririm. Çalışma sonrası arınma belirtileri yaşayabilirsiniz. Bir kaç gün kendinizi gergin, üzüntülü yada farklı hissedebilirsiniz bu normaldir ve çalışmanın olumlu bir etkisidir. Bazı insanlarsa tam tersine kendilerini çok enerjik ve canlı hissetmektedirler bu da normal bir etkidir.

Öncelikle kaplangözü taşınız çok küçük olmasın, tam olarak büyüklük vermem mümkün değil ama çok ufak bir taş etkili olmaz ama en azından bir yüzüğün büyüklüğünde olsun, daha büyük olursa daha da iyi olur. Taşınızı önce bir gece toprakta yada deniz tuzu eklenmiş suda bekletin. Daha sonra eğer biliyorsanız taşa biraz reiki verin. Reiki ile çalışmıyorsanız bu adımı atlayabilirsiniz.

Kurtulmak istediğiniz olumsuz duygunuzu seçin. Bu herhangi bir duygu yada korku olabilir ama sizi olumsuz etkilediğinden emin olduğunuz bir şey olsun. Taşınızı sol elinize alın, avuç içinize koyun ve avucunuzu kapatın. Bir süre taşa odaklanın ve varlığını hissedin. Daha sonra içinizden yada sesli olarak şu niyeti edin ” Elimdeki kaplangözü taşımın içimdeki ….. korkusunu benden almasına,bu korkumdan ( yada duygumdan) tamamen arınmaya ve kurtulmaya niyet ediyorum”

Daha sonra korkunuza yada olumsuz duygunuza odaklanın, bir süre bunu düşünün, dikkatinizi yaşadığınız olumsuz duygulara verin. Bu aşamada ne kadar canlı olarak duygunuzu hisserseniz o kadar iyi olur. Yeterince korkunuza yada olumsuz duygunuza odaklandığınıza bu duygunun sıkıntısını yaşamaya başlayacaksınız ve bir an önce bundan kurtulmak isteyeceksiniz. Tam bu aşamada elinizden siyah bir enerjinin aktığını ve taş gittiğini imgeleyin. Bunu da hissettiğiniz sürece yapın, bir kaç saniye yada bir kaç dakika olabilir veya daha da uzatabilirsiniz. Siyah enerji taşa tamamen akınca hızlı bir şekilde hemen taşınızı daha önceden hazırladığınız içine deniz tuzu eklenmiş suya koyun ve içinizden ” Teşekkür ederim, şimdi taşımın tamemen arınmasını seçiyorum” deyin. Bu aşamada hızlı davranmanız çok önemli olduğu için suyu yanınızda hazır bulundurmanızı öneririm. Daha sonra taşı bir gece bu suda bırakın ve taşa siz yada başkası daha erken dokunmasın. Sabah taşınızı musluktan akan bol su ile yıkayın. Eğer biliyorsanız  bir kaç dakika da olsa reiki verin, bilmiyorsanız güneş ışığında bir kaç saat bırakın yada taşı yakacağınız herhangi bir tütsünün dumanında bir kaç dakika tutun. Taşı temizleğiniz suyu hemen tuvalete dökün ve sifonu çekin, bu su ile temas etmeyin ve dokunmayın. Aksi halde negatif enerjiden etkilenebilirsiniz. Daha sonra taşınızla yeniden başka bir korku için çalışma yapabilir yada gerekli görüyorsanız aynı korku ile çalışabilirsiniz. Bazen bir kere çalışmak yetmeyebilir bir kaç kere bir korku ile çalışmak gerekir. Bu çalışmalarda yada sonrasında taş kırılırsa yeniden kullanmayın ve doğaya mümkümse bir ağaç altına bırakın. Taşınıza sevgilerinizi göndermenizin de çalışmanın başarısına katkısı olacaktır.

Yukarıda anlattığım teknik çok etkili bir tekniktir ve yapmak isteyenlerin düzenli çalışmaları durumunda büyük faydalar elde edebileceğini söyleyebilirim.

Sevgilerimle….

Berna Özcan Demir

Bilgi: Yukarıda verilen bilgiler tıbbi bir tedavi değildir, lütfen sorunlarınızda doktorunuza başvurunuz bu bilgiler tamamlayıcı ve destekleyici olarak verilmektedir.

Arketipler

Bir kaç sene önce yaptığım bir seminerin notlarını sizlerle de paylaşmaya karar verdim.  Çalışmada bu notların dışında arketiplerinizi bulmak ve bunları şifalandırmakla ilgili meditasyon uygulamaları da öğretmiştim ve bunları buradan yazı ile yapmam ne yazık ki mümkün değil ancak sadece okuyarak farkındalığınızın gelişmesinin bile faydalı olacağına inanıyorum. Bu çalışmaya katılanlarda sanırım kendileri not almışlardı onlar da yeniden çalışmalarını hatırlayabilir ve notları toplu olarak burada bularak öğrendikleri uygulamaları yeniden yapmak isteyebilirler. Herkese faydalı olmasını seçiyorum.

bronze-610837_1280

Arketip Nedir?

Arketip kavramını ilk olarak Platon zamanında buluyoruz. Plato, arketiplerin, biçimlerin ideal ölümsüz şablonları olduğunu ortaya koymuştur. 20.yy’da İsviçreli psikolog Carl Jung, arketipleri modern psikoloji dünyasına sokmuştur. Temelinde, çoğu arketip, yaşamdaki tarihsel rollerden ortaya çıkmıştır. Arketipler kolektif bilinçaltının öğeleridir. Kollektif bilinçaltı, Jung’un isimlendirdiği şekilde, her insana miras kalır ve büyük oranda arketiplerden ve mitolojik figürlerden oluşur. Arketipler evrensel ve tarihsel olmalarına rağmen, bizim kendi bilinçaltımızın bir parçası olarak yer aldıklarında kişiselleşirler.
Temelde 12 tane arketipe sahibiz ve bu arketipler kişiliğimiz, dürtülerimiz, duygularımız temel inançlarınız, motivasyonlarınız ve eylemlerimiz için nerdeyse bir temel oluştururlar.

Öncelikle herkeste bulunan 4 temel arketipi inceleyelim.

1- ÇOCUK ARKETİPİ

Çocuk arketipi herkeste vardır ancak kendi içinde 6 farklı biçime sahiptir.

Yaralı Çocuk: Ebeveynler ile kurulan sağlıksız ilişki sonucunda oluştuğu düşünülür. Çocuğun yaşadığı incitilmeler, travmalar yada aşırı ihmal edilmiş olması bu arketipin gelişmesi için zemin hazırlar. Yaralı çocuk arketipine sahip insanlar, başlarına gelen kötü şeyler için temelde ebeveynlerini suçlarlar. Sorunlarına çare bulmak için sonu gelmez bir suçlu arayışı vardır ve her zaman son suçlanan ebeveyndir. Bu arketip kişide kendine acıma duygularını da gösterir.

Olumlu yanı ise; Diğer yaralı çocuklara yardım etme motivasyonu oluşturur, kişi bağışlamayı bu arketip sayesinde öğrenebilir.

Yetim Çocuk: Bir şekilde aile içine kabul edilmemiş yada gerçekten aileden uzak büyüyen çocuk arketipidir. Aile değerlerinin eksikliği, kişinin kendi değer listesini ve realitesini oluşturmasını sağlayacaktır. Erken yaşta bağımsızlığı deneyimleyen çocuk için bu hem olumlu hem de olumsuz bir etki olabilir. Terk edilmişlik hissi veya terk edilme korkuları yaşayabilirler.

Olumlu yanı; Erken bağımsızlık kazanma, kendi yolunu çizmeyi öğrenme ve kendi ailesini kurma konusunda isteklilik.

Büyülü Çocuk: her şeyde ilahi bir güzellik göre, her şeyin mümkün olduğuna inanan, hayalleri olan ve mucizelere inanan çocuktur. Şartlar ne kadar zor olursa olsun bilgelik ve cesaretini korur.

Olumsuz yanı; Yetişkinler tarafından eleştirilen ve hayalleri aptallık olarak değerlendirilmiş olabilir. Özellikle fantezi ve hayal dünyasında yaşayarak eyleme geçmek konusunda zorlanabilir yada geçemeyebilir.

Doğa Çocuk: Doğal güçlerle, doğayla ve hayvanlarla yakın ilişkiler kurabilen çocuktur. Yumuşak ve duygusaldır ancak hayatta kalma becerisine de sahiptir. Özellikle hayvanlarla yakın ilişkileri, hayvanları koruma hatta yaşamını doğal yaşamı korumaya adamaya kadar gidebilen bir süreç izleyebilir.

Olumsuz yanı: Bu arketip olumsuz olarak ortaya çıktığında doğaya ve hayvanlara zarar veren bir yapı oluşturur. İnsanlara zarar verebilmeyi de oluşturabilir.
Ebedi Çocuk: Kişinin yaşı kaç olursa olsun yaşamdan zevk almasını ve genç kalmasını sağlar. Peter Pan buna iyi bir örnektir.

Olumsuz yanı: Erişkin olmayı reddetme yaşamda bir çok soruna yol açabilir. Kişi sorumluluk alamaz. Kadınlarda ise kendisine bakacak ve fiziksel korunma sağlayacak kişilere bağımlılık, yaşlanmayı reddetme çokça görülür.

Bağımlı Çocuk: Bağımlı çocuk sürekli bir yetersizlik duygusu yaşar. Sanki çocukken kaybettiği bir şeyi telafi etmek istemektedir. Genelde kendi ihtiyaçlarına odaklıdır ve başkalarının ihtiyaçlarının farkına varmaz. Özellikle ağır depresyona eğilimlidir.

Olumlu yanı. Bu arketipi fark ettiğinizde sizi bağımlı,muhtaç ve aşırı talepkar durumda kurtaracak bir rehber gibi kullanabilirsiniz.

Genel Değerlendirme; Bu çocuk tiplerinden birisi mutlaka sizde baskındır. Birkaç tanesini kendinize yakın hissedebilirsiniz ancak gerçekte en fazla baskın özellikleri olan bir tanesidir. Sahip olduğunuz arketipi keşfetmek, olumlu yönlerini kullanmanız anlamına gelecektir. Örneğin eğer ben bir büyülü çocuk arketipine sahipsem, öğrenmem gereken eyleme geçmek ve fantezi dünyasında kaybolmayı bırakmaktır. Yada ebedi çocuksam o zaman bu arketipin olumsuz yönlerini fark etmek ve bunları kontrol edebilmek sorumluluktan neden kaçtığımı anlamı sağlayacak ve farkındalık ile gelişen bir kontrol ile bu arketipin olumlu yönlerini kullanmaya karar verebileceğim.

2- KURBAN ARKETİPİ

Bu arketip karanlık yönüyle kendini kurban olarak görmeye yol açabileceği gibi olumlu anlamda kişiyi kurban olmaktan yada kurban etmekten korumaktadır. Özellikle kişisel çıkarlar için başkasını kurban edebileceğimiz durumlarda bu eğilimi görmemizi sağlar.
Karanlık yönü baskın olduğunda kişi kurban olmaktan memnundur veya kurban etmekte bir sakınca görmez.
Kurban arketipi herkeste vardır ancak kişinin bu arketipi olumlu yada olumsuz olarak deneyimlemesi kendi seçimidir. Olumsuz yönüyle başına gelenlerden dolayı sürekli kaderi, başkalarını suçlayan, kendine acıyan, kendini güçsüz çaresiz hisseden ve ben ne yapabilirim, neyi değiştirebilirim ki şeklinde bir inanç kalıbıyla harekete geçmek yerine olumsuz duruma katlanan bir kişilik motifi çıkacaktır.
Kişi kurban yönünü fark edip değiştirmeye karar verdiği ve gücüne sahip çıkıp, yeter artık, ben şimdi her şeyi değiştirebilirim,asla bunlara katlanmak zorunda değilim diyerek ayağa kalktığı ve hayatında gerekli değişiklikleri yapmaya başladığı zaman ise artık kurban kişiyi olumlu olarak destekleyecektir. Olumlu desteğinde sizi kurban etmeye çalışanlara karşı sizi uyaran ve koruyan bir yön bulunmaktadır.

Kurban arketipi herkeste vardır. Ancak sizde olumsuz anlamda olup olmadığını anlamak için şimdi kendinize şu soruları sorunuz.

Yaşadığım kötü şeyler için başkalarını suçluyor muyum?
Kendime çok acıyor muyum?
Yaşamındaki durumlar karşısında kendimi çaresiz hissediyormuyum?
Çoğu zaman eşim(ailem,arkadaşlarım,topu vs..) tarafından mağdur edilen kişi oluyor muyum?

3- SABOTAJCI ARKETİPİ

Kabul etmenin zor olduğu arketiplerden biridir ama bu arketip herkeste vardır ve onun olumlu özellikleni kullanmak için önce anlamak ve içimizdeki sabotajcı ile yüzleşmek lazımdır. Sabotajcının en net özelliği kendi kendimizi sabote etmek konusunda ortaya çıkar. Ne zaman bir karar verip, korkularımızdan dolayı vazgeçersek, ne zaman bir işi başarmak isterken kendimize engel olacak mazeretler üreterek işi bırakırsak yada yarı yoldan dönersek sabotajcı yönümüz bizi kontrol ediyor demektir. Sabotajcının silahı korkulardır ve bunları kullanarak sabote eder.

İçinizdeki sabotajcının gücünü görmek için kendinize şu soruları sorun;

Hangi korkulara sahibim?
Hangi korkum beni amaçlarıma ulaşmaktan alıkoyuyor?
İsteklerimin peşinden koşuyor muyum, yoksa bahaneler bulup erteliyor muyum?
Kendimi sabote ettiğimi fark ediyor muyum?
Övgüleri ve iltifatları kolaylıkla kabul ediyor muyum, yoksa bunları duymak ilk anda beni rahatsız ediyor mu?

Sabotajcı olumlu yönlerinde ise kendimizi sabote ettiğimiz durumları görmemizi ve ayı hataları yapmamamızı sağlar. Artık hayatınızda bahaneler biter, isteklerinizin peşinden koşarsınız. Olumsuz anlamda sabotajcı korkuları kullanırken, olumlu anlamda ise sizi koruma görevi yapar. Örneğin diyet yapmaya karar verdiniz ve artık fazla kilolardan kurtulmaya kararlısınız. Diyetin ilk gününde komşunuz elinde böreklerle kapıyı çalıyor. Eğer sabotajcınızın farkında değilseniz muhtemelen diyeti bir sonraki hafta yaparım diyecek ve kendi kendinizi sabote edeceksiniz. Ama eğer sabotajcınızın farkında olsaydınız, muhtemelen komşunuz size hiç gelmeyecekti. Çünkü artık sizin kendi kendinizi sabote etmek için bir nedene ihtiyacınız yoku.

4- FAHİŞE ARKETİPİ

Fahişe arketipi de herkeste olan bir arketiptir. Temelde hayatta kalma korkusuyla ve yaşamdaki maddi güvence ile ilgilidir. Burada sadece maddi kazanım amacıyla bedenin satılması yoktur, zihnin, zamanın,yeteneklerin,kişisel değerlerin de satışı da vardır. Burada finansal bir kazanç için, maddi korkular nedeniyle bir vazgeçişi de görebiliriz. Kişi gerçekte x alanında yeteneklidir ve gerçekten istediği bu alanda çalışmaktır ama finansal kaygılar nedeniyle bu gerçek yeteneğinden ve isteğinden vazgeçiyorsa burada fahişe arketipi devrededir. Fahişenin ilgilendiği ne kazanacağınızdır ve çoğu zaman bunun nasıl olacağı veya manevi bedelleri ile ilgilenmez. Etik değerlerimizden bir kazanç için vazgeçtiğimizde fahişe ortadadır.

Fahişe arketipinin olumsuz yönlerinin sizi ne kadar etkilediğini anlamak için kendinize şunları sorun.

Gerçekten inanmadığım yada istemediğim şeyleri sadece maddi kazanç için yaptım mı yada yapıyor muyum?
Sadece finansal güvence için kendimi istemediğim bir durumda buldum mu? İstemediğim insanlarla işbirlikleri yaptım mı?
Hiç etik değerlerimden finansal güvence için taviz vermem gereken bir durumda bulundum ve bu durumda hayır demeyi başardım mı?
Yalnız kalmamak için bir ilişkiye devam ettim mi?
Hiç paramla, gücümle,çevremle diğer insanları kontrol ettim mi yada etmek istedim mi?

Fahişe arketipini tanıyıp, onunla yüzleştiğiniz zaman size özgüven verecektir ve adeta çevrenizdeki insanlara karşı Ben Satılık Değilim enerjisini yaymanızı sağlayacaktır. Hiçbir maddi menfaat için değerlerinden vazgeçmeyen, etik olmayan durumlarda hayır demesini bilen ve finansal güvence için asla hiçbir değerini, yeteneğini satmayan insanlar fahişe arketipinin farkında olan ve sadece bu şekilde onun özsaygı ve saygınlık veren yönlerini hayatlarında barındıran insanlardır.

Yukarıdaki 4 temel arketipi mutlaka anlamanı ve fark etmeniz gereklidir. Bu şekilde onlardan en iyi şekilde faydalanabilir, olumlu yönlerini kullanırken olumsuz yönlerini hayatınızdan uzaklaştırabilirsiniz.

DİĞER BAZI TEMEL ARKETİPLER

Diğer arketiplerinizi belirlerken ilk anda size yakın gelen arketiplere kesinlikle takılıp kalmayın. Bunlar çoğu zaman özlemlerinizle ilgilidir. Bir arketipe sahip olup olmadığınızı anlamak için mutlaka kendinize şu soruları sorun.

Bu arketip ne zamandır hayatımın bir parçası ( uzun zamandır yanıtını veremiyorsanız, lütfen biraz daha düşünün)
Bu arketipin bende olmasını hangi olaylar, kişiler,durumlar etkiledi. (Eğer verecek yanıt bulamıyorsanız, yeniden değerlendirin)
Bu arketip hayatımda hangi etkileri yaptı? (meslek seçimi,arkadaşlar,kararlar, sorunlar, yaşam deneyimleri çok yönlü değerlendirin)
Bu arketipimle hangi insanlar bağlantı kurdu? ( savaşçı arketipi için, babam, öğretmen arketipi için bana esin veren matematik hocam, hizmetçi arketipi için annem gibi örnekler olabilir,ancak dikkatle incelemeden karar vermeyin)
Bu arketipim benim geçmişimle nasıl bir ilgisi olabilir. Hayatta bitiremediğim hesapları,geçmiş ilişkileri, affedemediğim insanlar, hala etkilendiğim olayları bu arketip etkilemiş olabilir mi? ( bu da üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir madde)
Bu arketipi rüyalarımda gördüm mü, çocukken bu arketiple ilgili hayallerim yada korkularım oldu mu?
Bu arketipi düşünmek bende bir duygu oluşturuyor mu, özellikle bir güçlenme yada zayıflama, güçten düşme duygusu beliriyor mu?
Bu arketip bana işte bu sensin diye bağırıyor mu?

Karar verip 4 arketipin dışındaki 8 arketipi belirledikten sonra ise şu soruları sorun.

Bu arketipin varlığını öğrenmiş olmak beni nasıl etkiledi, nasıl duygular oluşturdu?
Bu arketip karanlık yönlerimi bana gösteriyor mu?
Bu arketip beni destekliyor mu, yoksa zayıflatıyor mu?
Bu arketip bana şu anda nasıl destek olabilir,nasıl rehberlik yapabilir.

Arketipleri değerlendirirken nötr olarak değerlendirin. Her arketipin olumlu ve olumsuz tarafları vardır, bunları nasıl kullandığınız ise sizinle ilgilidir. Arketip haritanızı çıkartınca yapmanız gereken arketiplerinizle yüzleşmek, onları kucaklamak, farkındalığınızı artırarak onların olumlu yönlerini kullanmayı başarmaktır.

ANNE ARKETİPİ

Hayat ve besin veren, kendini adayan, koşulsuz sevgi sunan, diğerlerini kendinden önce düşünen ve affedici olan niteliklerini taşır.
Olumsuz anlamda ise; suistimal eden, kendi istediklerini zorla yaptıran, eger türü sevgi veren, affetmek için taviz alan, terk eden veya cezalandıran özelliklerine sahiptir.

BABA ARKETİPİ

Göz kulak olan, koruyan, cesur ve güçlü olan, üretken olan, rehberlik yapan ve güvence sağlayan niteliklerini taşır.

Olumsuz anlamda ise; diktatör, kontrol delisi ve cezalandıran baba motifi ortaya çıkar.

ÖĞRETMEN ARKETİPİ

Bilgiyi, bilgeliği ileten,deneyimlerini öğreten,etik değerler kazandıran nitelikleri vardır.

Olumsuz yönü ise; Bilgiyi paylaşmak yerine sadece çıkarı için kullanma, öğrencilerini istediği gibi yönlendirme, suistimal etme, egosunu beslemek ve takdir almak için öğreten ama gerçek bilgi vermeyen, yıkıcı becerileri öğreten niteliklerine sahiptir.

Eğer bu arketipe sahibim diyorsanız hayatınız boyunca insanların sizin bilgilerinizden ve deneyimlerinizden faydalanmak için sizi yanınıza gelip gelmediklerini sorun. ( herkes derdini bana anlatır tanımı buna uymaz, direk bana bu konuda ne yapabileceğimi öğret, bana rehberlik yap tanımı buna uyar)

ŞÖVALYE ARKETİPİ

Sadakat, romatizm , ruhsal adanma,hizmet etme, onur için verilen savaşlarla ilişkilidir.

Olumsuz yönü ise; Onursuz yada karanlık bir krala ( bir güce/baba,patron,eş vs..) bağlılık vardır. Romantik saplantılar görülür.

Şövalye arketipim var diyorsanız başkalarına hizmet ederken kendinizi ihmal etme, bir kişiye ruhsal adanma, onur adına gösterilen bir asaleti hayatınızda bulabilirsiniz. Aynı şekilde romantik saplantılarda olabilir.

KAHRAMAN ARKETİPİ

Kişinin hayatında önce kendi gücünü keşfetmek sonra da başkalarına hizmet etmek için çeşitli engelleri aşmasını ve riskleri göze almasını görebiliriz. Korkularla yüzleşme ve bu yüzleşmeden güçlü çıkabilme, kişisel bir özerklik edinme yolculuğuna çıkmak bu arketipler ilgilidir.

Olumsuz yönünde ise; Gerçeklerden kaçış, sahte bir kahramanlık duygusu, başkalarını güçsüzleştirerek kendini güçlü kılma görülebilir.

Bu arketipe sahibim diyorsanız hayatınızda sık sık ruhsal yada maddi anlamda risklere girme ve tehlikeli sonuçları olabilecek konularda cesaret ve zaferler arayın.

ASİ ARKETİPİ

Otoriteye meydan okuma, içsel gelişimine hizmet etmeyen ruhsal sistemleri reddetme, toplumsal kurallara başkaldırabilme, değişimi başlatma ve daha iyiye doğru gelişim için karşı koyma gücü verir.

Olumsuz yönünde ise; öfke ile karşı koyma, yanlış nedenlerle gerekli otoriteyi reddetme hatta kişinin başını belaya sokabilen nitelikleri vardır.

Yaşam boyu düzene isyan etme eğiliminiz olduysa asi arketipine sahipsiniz demektir.

BAKİRE ARKETİPİ

Saflık, sembolik olarak kalp ve ruh saflığını korumayı başarma ile ilgilidir (cinsel anlamdan çok sembolik anlamı önemlidir)

Olumsuz yönü; cinselliği iğrenç bulma yada korkma gibi nitelikleri olabilir. Ancak bunların altında çoğu zaman yakınlaşma korkusu vardır.

Hayatınızda geçmişten beri saf kalmanın ve masumiyeti korumanın sizin için etkisini ve hayatınızı ne kadar etkilediğini değerlendirin.

ÖĞRENCİ ARKETİPİ

Yaşam boyu öğrenmeye açık olmak, sürekli entelektüel gelişme arayışı, kendine bir rehber, eğitmen yada bir öğreti kaynağı bulmuş olma, bilgiye bağlı olma niteliklerini taşır.

Olumsuz yönünde ise; asla öğrenci rolünün ötesine geçememe (usta yada öğretmen olamama), bilgiyi eyleme dönüştürememe, kibirlilik şeklinde kendini gösterir.

Hayatınızda sürekli bir öğrenme seyri varsa ve bir şeyler öğrenmediğiniz zaman kendinizi huzursuz hissediyorsanız bu arketipe sahip olabilirsiniz.

BAĞIMLI ARKETİPİ

Uyuşturucu,alkol,sigara ve seksin dışında herhangi bir dış etkinin iradenizin üzerinde çok fazla etkisi olduğunu da gösterir. Bu arketip ile yüzleşip onun üzerinizdeki denetimini bitirince ruhsal olarak da güçlenirsiniz.

Olumsuz yönü; Kişinin ruhu üzerinde otorite kuran bir güç vardır ve kişi buna izin vermektedir. Bağımlılık ne olursa olsun, kişinin dengesine ve bütünlüğüne zarar verdiği için bu arketipin olumlu kullanımı için yüzleşmek gereklidir. Bu şekilde hayatınızda her neye bağımlılık göstermeye başlarsanız, bağımlı arketipi hemen sizi uyaracak ve koruyacaktır.

Bu arketipe sahip olup olmadığınızı anlamak için sağlık,psikolojik durum, finans durumu, duygusal durum, ruhsallık gibi herhangi bir alanda sizin iyi olmanıza engel olacak kadar bir maddeye yada insana ihtiyaç duyup duymadığınıza bakmalısınız.

KUMARBAZ ARKETİPİ

İhtimalleri düşünerek risk alabilen, şüpheye karşı sezgilere güvenme, hızlı değişim isteği ve çabası gibi olumlu yönleri vardır. Bazı riskleri almanın insanı ilerleteceği, kazanım sağlayacağı ve başkalarının yapamazsın dediğini başarmasına yol açabileceği bir gerçektir.

Olumsuz yönünde ise; Çalışma yerine şansa inanma, gereksiz risklere girerek zararlarla yüzleşme, egodan gelen bilgileri sezgi olarak yorumlama ve gereksiz risklere girme şeklinde kendini gösterir.

Hayatınızda genel olarak sezgilerinize güvenerek risk alma ve hızlı yol alma isteğinden dolayı risklere kolay girme varsa bu arketip sizde olabilir.

İNTİKAMCI ARKETİPİ

Adil bir şekilde suçluyu cezalandırma, toplum için zararlı olanı yok etme yada durdurma arzusu, dürüstlük ve tam denge arayışını simgeler.

Olumsuz yönünde ise; bir dava adına şiddete başvurma, kendi ön yargılarına dayanarak haksız intikam arayışı ve adaleti kendi çıkarları için yorumlama vardır.

Bu arketipin sizde olabileceğini düşünüyorsanız bir davayı savunma yeteneğinize bakın ve adalet için şimdiye kadar neler yaptığınızı değerlendirin. (ben adalete önem veririm değil, adalet için şunları yaptım önemlidir ve burada önemli olan sizin için adaletten çok herkes için adalettir)

HİZMETÇİ ARKETİPİ

Başkalarının hayatlarını kolaylaştırmak için gönüllü ve bundan zevk alan bir şekilde onlara hizmet etme özelliğimizle ilgilidir. Burada kişi özgürdür ve sadece istediği için hizmet etmektedir. Kutsal bir amaca hizmet etmeyi de kapsayabilir.

Olumsuz yönünde ise; Burada yeterince gücü olmadığı için para karşılığı hizmeti görürüz. Aslında istenen hizmet etmek değildir ama para kazanmak için kişi buna mecburdur. Ayrıca kişinin kendi amaçlarına ve kendi mutluluğuna hizmet etmemesi de hizmetçi arketipinin karanlık yönüdür.

Eğer hizmetçi arketipine sahip olduğunuzu düşünüyorsanız kendi amaçlarınıza hizmet eden bir yaşam çizgisi ya da başkalarını geliştirmek,hayatlarını kolaylaştırmak için zevkle hizmet etmeyi göreceksiniz. Burada uzun yıllardır bu düşüncede ve yaşam şeklinde olup olmadığınızı inceleyin.

MÜNZEVİ ARKETİPİ

Manevi yaşam için yalnızlık arar ve bilinçli olarak toplumdan çekilir. Tüm zamanını ve enerjisini ruhsal konulara ve yaratıcılığa adar.

Olumsuz yönünde ise; Münzevi korkudan yada başkaları ile yaşadığı sorunlardan dolayı yalnız kalmayı tercih eder. Burada yalnızlıkta nefret yada korkular olabilir.

Münzevi arketipine sahip olduğunuzu düşünüyorsanız hayatınızda uzun süreli yalnızlık ve içine dönme dönemleri olup olmadığına bakın. Özellikle enerji toplamak için uzun süre yalnız kalmayı mı tercih ediyorsunuz?

HIRSIZ

Bir çok şeyi çalmayı içerir, fikirleri, başkalarının üretimlerini, sevgiyi ve metayı. Size ait olmayan bir şeyi çalarak saygı kazanma ihtiyacı vardır. Olumlu yönü başkalarına olan çalmaya yönlendiğinizde, aslında kendinize inancınızı kaybetmişsinizdir. İşte bu noktada devreye girer ve sizi içsel üretim konusunda teşvik eder. Ayrıca herkesin içinde asla çalınamayacak bir güç vardır ve hırsız bunu gösterir.

Olumsuz yönünde ise; Kişi gerçekten ihtiyacı olmayan şeyleri çalar. Burada açgözlülük ya da hırslar vardır.

Eğer yaşamınız boyunca başkalarının entelektüel birikimlerine el koyma, sizin gibi lanse etme eğiliminiz olmuşsa bu arketip sizde olabilir. Ayrıca maddi yada duygusal olarak başkasına ait olana el koyma eğilimine de bakabilirsiniz.

KÖLE ARKETİPİ

Gerçekten özgür olmak için üstün bir güce yada ustaya teslim olmayı simgeler. Burada köle arketipi bir süre için kişide var olabilir, çünkü köle olmaktaki amaç özgür olmaktır. Nihai hedefe ulaşınca arketip etkisini kaybetmelidir.

Olumsuz yönünde ise; Kişi hata yapma korkusuyla bütün iradesini dış bir otoriteye teslim eder. Bu otoritenin bütün isteklerini hiç sorgulamadan, kendisine zarar verse bile yerine getirir.

Eğer bu arketipin sizde olabileceğini düşünüyorsanız hayatınızda esaret dönemlerinin çok olup olmadığına bakın. Bir kişinin yada sistemin kölesi olup olmadığınızı araştırın.

TANRI ARKETİPİ

İçinizdeki ve başkalarının içindeki sonsuz gücü anlama ve kabul etmeyi gösterir. Merhamet, yardım etme, karşılıksız verme gibi kişilik değerlerini barındırır. Baskınlık ve güç olumlu kullanılmaktadır.

Olumsuz yönü ise; İstekleri mutlaka elde etme çabası, kontrolsüz güç kullanımı, sertlik ve acımasızlık olabilir.

Yaşamınız boyunca isteklerinizi elde etmek için olumlu yada olumsuz büyük bir güç kullandınız mı? Bu her şeyi çok zorlanarak elde ettim ve güç harcadım anlamına gelmez. İçinizdeki gerçek gücü fark etme ve kullanma anlamına gelir. Olumlu yada olumsuz kullanımı bu arketipin hangi yönünün sizde baskın olduğunu gösterir.

TANRIÇA ARKETİPİ

Bilgelik, yaşam gücü, verimlilik, fiziksel cazibe ve cinsel enerjiyi simgeler. Ayrıca doğurganlık (fikir üretimi de olabilir) ile de anılır.

Olumsuz yönünde ise; Bedensel zevklere aşırı düşkünlük ve fiziksel cazibe ile istediğini elde edebilmeyi gösterir.

Eğer hayatınızda kendinizi bir tanrıça gibi görme eğilimini hissediyorsanız bu arketipe dikkat edebilirsiniz.

KRAL ARKETİPİ

Mutlak güç ile yönetme, liderlik, denetiminizde olana hakim olma, yönetiminiz altında olanlara faydalar sağlamayı gösterir. Bu arketipin hem olumlu hem olumsuz özellikleri genelde iç içedir. Olumlu kral yönetir, fayda sağlar, korur ama otoritesine karşı gelinmesine asla tahammül edemez. Sorgulanan kral, kral olmaktan çıkar. Ancak olumsuz yönleri baskınsa aşırı güç kullanımı, zalimlik ve her konuda baskı olabilir.

Hayatınız boyunca bir aileyi bir grubu bir şirketi yönettiyseniz, kral arketipine sahip olabilirsiniz.

KRALİÇE ARKETİPİ

Kral ile hemen hemen ortak özelliklere sahiptir ancak daha çok kadınlarda bulunur. Kraliçe de yönetir, karar verir ama dişil özelliklerinden dolayı gücünü başkalarını korumak için kullanacaktır. Kibirli olabilir ama bir kraliçe için bu gereklidir. Kişisel gücünü ve otoritesini korumak için kibir gereklidir. Dişil güç ve otoriteyi simgeler.

Olumsuz yönünde ise; Gücüne karşı gelindiğinde son derece yıkıcı olabilir. Talepleri fazladır ve bunları yerine getirmeyenleri kendi yöntemleri ile çok sert cezalandırır. Kibir üst düzeydedir ve çevresindekilere zarar verir.

Hayatınızda bir çok kere başkaları üzerinde otorite olmuşsanız, ya da otoriter bir şekilde insanları kontrol etmeye çalışıyorsanız bu arketipe sahip olabilirsiniz.

SOYTARI ARKETİPİ

Soytarıda çok açık bir mizah yeteneği vardır ve mizah perdesi altında insanlara önemli mesajlar iletir. İnsanları güldürürken onların aslında kendi komik yönlerini göstermektedir. Genelde komik olmayı göze alarak duygularını anlatır ve insanların yapmak istedikleri şeyleri kolaylıkla yapabilir. Mizah onun silahıdır ve neredeyse bu silahını kullanarak hayatta kalır.

Olumsuz yönünde ise; zalimce alay etme ancak bunu mizah perdesi arkasına saklayarak yapmak vardır.

Eğer hayatınızda mizah sizin hayatta kalmanıza yardım edecek kadar önemliyse bu arketipi değerlendirebilirsiz.

ŞEHİT ARKETİPİ

Bir inanç için ölüme gidebilecek kadar fedakarlık gösterme ve davası için kendini feda edebilmeyi gösterir. Başkalarını kurtarmak için acı çeker, bir amaca hizmet ve gerekirse bu amaç için ölme onun doğasıdır.

Olumsuz yönünde ise; Kurban ile şehitin olumsuz yönü birbirine benzer. Kişi başkalarını kontrol etmek için onun için acı çektiğini gösterir ve hatta onun için ölebileceğini. Bu şekilde acı çekme ve hizmet etme ikilisinin etkisi ile karşısındaki insan üzerinde güç kurar.

Eğer şehit arketipini taşıdığınıza inanıyorsanız hayatınızda bir kere bile olsa sonunu düşünmeden bir başkasının iyiliği için her şeyi göze almışsınızdır. Ya da olumsuz anlamıyla göze alacağınızı düşündürterek sürekli olarak insanları kontrol etme eğiliminiz vardır.

ÖNCÜ ARKETİPİ

Herhangi bir konuda önceden yapılmayanı yapmak, gidilmeyen yerlere girmek (mecazi), sanatta yada bilimde yeni bir akım başlatmak gibi özellikleri vardır.

Olumsuz yönünde ise; öncü yola çıkar yol alır ama asla bir sonuç yoktur, yaptığı sürekli yol almaya çalışmaktır. Yol almak araç değil,amaç olmuştur.

Eğer sizde öncü arketipinin olduğunu düşünüyorsanız yaşamınızda sürekli yenilik peşinde koşup koşmadığınıza bakın. Burada kasıt yeniyi keşfetmektir, ayak değmemiş bölgelerde dolaşmaktır.

ZORBA ARKETİPİ

Başkalarının gözünü korkutma yetenek ve eğilimini gösterir. Böyle bir eğilim taşıyorsanız bu arketipe dikkat edin. Bu arketip aynı zamanda kişinin kendi kendisine de zorbalık yapabileceğini gösterir. Gerçek isteklerimize ulaşmamızı engellemek için kendi içimizdeki zorba harekete geçerek bunu engellemek için tüm yöntemleri kullanabilir.

Olumsuz yönü; Zorbanın maskesinin altında kendi korkuları yatar. Sözel yada fiziksel suistimal yapabilir ama bunların altında çok derin ve güçlü korkuları vardır.

Eğer bu arketipi incelemek istiyorsanız DÜRÜST bir şekilde kendinize başkalarına zorbalık yapıyor muyum, onların gözlerini korkutma eğilimim var mı diye sorun. Sonra da şunu ekleyin, bu anlarda içimdeki korkularımı maskelemek için mi zorba rolünü oynuyorum?

DİLENCI ARKETİPİ

Dilenci arketipini sadece para dilenen anlamında değerlendirmemek lazım. İlgi için, aşk için, acınma için, güvence için de kişi dilenebilir. Bu arketipin olumlu yönü kişinin egosunu kontrol altına almasına olumlu etki yapması ve başkalarının üzerinde merhamet uyandırmasıdır. Kişi hayatta kalmak için ihtiyacı olduğuna inandığı şey için dilenmektedir ancak bu süreç onun kendi gerçek gücünü anlama sürecine bir geçiş olabilir. Kişi cömertlik ve şefkat görerek bu duyguların asıl doğasını da bu süreçte öğrenebilir.

Olumsuz yönü ise; Hiçbir emek harcamadan ve çalışmadan başkalarına bağımlı olarak hayatını sürdürme şeklinde ortaya çıkabilir. Kişiyi dilenciden bağımlıya doğru götürebilir ve kişi yeteneklerini inanmayı bırakır.

Hayatınızda defalarca cömertlik ve şefkat duygularının gerçek doğasını anlamanız gereken deneyimlerden geçtiyseniz bu arketipi inceleyin. Ayrıca uzun zamandır sürekli bir şeyler dileniyor muyum diye de sorun.

SANATÇI ARKETİPİ

Yaşamı sembollerle ifade etme yeteneği ve ilham alabilme ve ilham verebilme özelliğini barındırır.

Olumsuz yönünde ise; marjinal yaşam yada aç sanatçı gibi klişelerle hayatını geçirmeye yol açabilir. Aşırı zevk ihtiyacı yada sanat için her türlü acıyı göze alma gibi olumsuz etkiler gösterebilir.

Bu arketipi anlamak çok kolaydır. Uzun zamandır sanat ile uğraşıyorsanız yada uzun zamandır bu isteğe sahipseniz, en azından sanat yapanları destekliyorsanız sanatçı arketipine sahipsinizdir.

AŞIK ARKETİPİ

Sadece bir insana tutku anlamına gelmeyen bir arketipte, herhangi bir uğraşıya aşkla bağlı olmayı da görebiliyoruz. Kişinin yaşamını etkileyen birine yada bir şeye büyük bir tutku ve aşırı bir hayranlık vardır. Burada kişi yaşamının kontrolünü başkasına bırakabilecek kadar kontrol dışı olabilir. Ancak aşık arketipi coşkun bir bilinç durumu, yaratıcılık kapasitesinin artışı gibi olumlu yönleri de barındırır.

Olumsuz yönünde ise; Kişi kendine zarar verebilir ve bütünlüğünü bozabilir. Başkasına zarar veren takıntılı duyguları, tutkuları olabilir.

Yaşamınızda romantik aşkın ne kadar önemli olduğunu sorgulayın. Eğer hayatınızın akışını bir çok kere romantik aşk yada aşklar etkilemişse bu arketipe sahip olabilirsiniz. Ayrıca yaşamınızı derinden etkileyen bir tutkunuzun olup olmadığını da inceleyin.

SAVAŞCI ARKETİPİ

Kişinin haklarını korumak için amaçlarına ulaşmak için savaşabilme yeteneğini simgeler. Beceri, disiplin, gerçek bir amaca sahip olma ve iradeyi simgeler. Amazon olarak kadınları da savaşçı olarak görebiliriz. Savaşçı mücadele eden, gerektiğinde fedakar gerektiğinde gözünü amacından ayırmadan her türlü zorluğa katlanan bir arketiptir. Ancak gerçek savaş insanın içinde egosuna karşı olandır. Savaşçı arketipinde bulduğumuz temel de kişinin egosu ile savaşması onu yenmesidir.

Olumsuz anlamda ise; Savaşçı başarı elde etmek ve yenmek için her yöntemi kullanır. Etik değerleri dikkate almaz. Ayrıca para yada diğer maddi menfaatler için gücünü satan paralı asker olabilir.

Hedeflerinize bakın ve gerçek özgürlük ve mutluluk için, başkalarına yardım etmek için ne kadar savaş yaptığınıza dikkat edin. Ayrıca egonuz ile savaşınıza bakın. Olumsuz anlamda ise başkalarının paralı askeri olup olmadığınızı düşünün.

RAHİP ARKETİPİ

Ruhsal olana adanmayı ve ruhsal amaçlar için hizmet etmeyi simgeler. Örnek davranışlara sahiptir ve bu şekilde öğretisini diğer insanlara gösterir.

Olumsuz anlamda ise; Kişi kendi öğretisine göre yaşamaz, öğretiyi sadece kendi çıkarları için kullanır. İnsanların güvenine ihanet ve ruhsal amaca bağlı görünüp dünyasal olanı elde etme çabası vardır.

Ruhsal olarak, dinsel olarak kendinizi başkalarına yardım etmeye adadığınız bir yaşamınız varsa yada yıllardır böyle bir özlem içindeyseniz rahip arketipine sahipsiniz demektir.

RAHİBE ARKETİPİ

Ruhsal olana bağlılık, adanmışlık ve azim vardır. Burada süreklilik kavramı önemlidir. Adeta kişi ruhsal adanmışlık için ant içmiştir ve dünyasal olandan uzak durma çabasındadır. Yaratıcılık isteyen her iş alanında ruhsal bir yön varsa, burada da rahibe arketipi olabilir. Kişi cinsel enerjisini sadece ruhsal üretim için kullanır ve cinsel hayatını bitirir yada kontrol eder.

Olumsuz anlamda ise; Kişide aşırı dindarlık olabilir. Fiziksel dünyadan uzaklaşır,tamamen iç dünyasında yaşar ve dünya ile ilgili olan her şeyi yargılar, hatta nefret duyguları ile yaklaşabilir.

Münzevi arketipi ile yakın değerlendirin ancak rahibe arketipi kadınlarda görülür, münzevi daha fazla erkeklerde. Rahibe arketipine sahip olduğunuzu düşünüyorsanız hayatınızda uzun süreli yalnızlık ve içine dönme dönemleri olup olmadığına bakın.

ŞİFACI ARKETİPİ

Acıları ve hastalıkları şifaya dönüştürme yeteneğine sahiptir. Bedeni,zihni yada ruhu onarma konusunda yetkindir. İnsanları şifalandırmak için gerekli isteği taşıdığı gibi zamanını ve enerjisini de bunun için kullanır.

Olumsuz yönünde ise; Kendini şifalandırmayı başaramayabilir,başkalarının acılarını üstlenerek onları şifalandırıp kendisine zarar verebilir. Ayrıca yardıma ihtiyacı olanlardan faydalanabilir.

Uzun zamandır başkalarına şifa vermek konusunda çalışıp çalışmadığınıza yada böyle bir isteğe sahip olup olmadığınıza bakın. İşiniz ne olursa olsun yaşamınızda insanların acılarını dindirmek için çalışmışsanız bu arketip sizde olabilir.

CÖMERT / CİMRİ ARKETİPİ

Cömertin başkasına vermesi için önce kendisinin sahip olması gereklidir. Bu nedenle aslında her gerçek cömert finansal konularda başarılıdır. Zenginlik üretir ve bu zenginliği başkalarıyla paylaşır. Girişimcidir ve elini neye atsa kazanca cevirir.

Cömertin olumsuz yönü ise cimridir. Parayı biriktirdiği gibi duyguları da biriktirir. Sahip olduklarını sadece kendisine saklar ve bunları kaybetmekten çok korkar. Para ile ilgili takıntıları vardır ve bu takıntıları tüm yaşamını olumsuz etkiler.

Yaşamınızda zenginlik oluşturup oluşturamadığınıza bakın ve zenginliğinizi paylaşmak konusundaki tutumlarınızı değerlendirin.

AVUKAT ARKETİPİ

Başkalarının haklarını savunma şeklinde kendini gösterir. Ancak özellikle sosyal haksızlıkları değiştirmeye harcanan enerji vardır. Eylemlerinde merhamet ve adalet anlayışı vardır.

Olumsuz yönü ise; Kişisel çıkar ön plana geçer. Kişi savunduğu konuda adalet değil çıkar arar.

Hayatınızdaki sosyal amaçlara bakın ve güçlerini bunlara ulaşmak için neler yaptığınızı inceleyin. Ayrıca sürekli birilerinin avukatlığını yapıp yapmadığınıza da dikkat edin.

YOLDAŞ ARKETİPİ

Bağlı olma, sadakat,destekleme ve güveni içerir. Bir yol arkadaşına destek olmayı yada yolu bizim yolumuz olmasa bile yine de desteklenmesini gerekli gördüklerimizin yanında olabilme kapasitemizi etkiler. Başkalarının yaşam misyonlarını desteklemeyi de kapsar.

Olumsuz yönü ise; kişi kendi ihtiyaçlarını tamamen ihmal edebilir. Aynı zamanda ihanet etmek yada yarı yolda bırakmak anlamına gelebilir. Kendimizi yarı yolda bıraktığımız zamanlarda olabilir.

Yaşamınız boyunca ne kadar sık başka insanlara sadakatle yoldaşlık yaptığınıza dikkat edin. Eğer çok sık yanıtını veriyorsanız sizde yoldaş arketipi olabilir.

MİSTİK ARKETİPİ

Kutsal olanla yakınlık ve birlik arar. Başkalarına hizmet için aydınlanmak ister, içsel gelişimi dünyasal endişelerin üzerinde tutar ve manevi aydınlanmaya her türlü metadan daha fazla değer verir.

Olumsuz yönünde ise; özellikle gelişmiş ego işareti olarak kibir vardır. Kendi kutsal anlayışına saplantılı bir şekilde bağlı olabilir. Dünyasal korkularını reddederek kutsal olana yaklaşmaya çalışır ama hala dünyasal endişeler içindedir.

Eğer mistik arketipine sahip olduğunuzu düşünüyorsanız kendinizi kutsal kabul ettiğiniz öğretiye adayıp adamadığınızı yada adarsanız karşılığında her türlü acıya katlanıp katlanamayacağınızı sorun. Yanıtınız evetse mistik arketipine sahipsiniz.

YARGIÇ ARKETİPİ

Gücünü adil olarak kullanmayı, adil kararlar vermeyi, cezalandırma ve şefkat ikileminde adaletin dengesini kurmaya çalışır. Her türlü gücün düzenlenmesini ve kullanılmasını etkiler.

Olumsuz yönünde ise; otoriteyi kötüye kullanma, adil olmayan kararları kişisel çıkarlar için kolaylıkla verebilme, kanunlarla başkalarını tehdit etme, açıklarını bulma, yıkıcı eleştiri ve başkalarını merhametsizce yargılama vardır.

Yaşamınızda insanlar arasında ne kadar haklı haksız kararı vermek zorunda olduğunuza bakın. Otoriter bir konumda olmasanız bile yaşamınızda sizin adil karar vermeniz gereken durumlar çoksa bu arketipe sahip olabilirsiniz.

MELEK ARKETİPİ

Hiçbir şekilde karşılık beklemeden yardım etme, insanları rahatlatan ve hafifleten hisler oluşturma, sevgi dolu kişilik, kimseyi yargılamadan kabul etme, doğru yanlış gibi keskin yargılara sahip olmama, melekleri hissettiren duygular uyandırmayı barındıran bir kişilik verir.

Olumsuz yönünde ise; Başkalarını kandırmak için melek gibi davranma, meleklerle bağlantıda olduğu iddiasıyla egosunu besleme, masum davranarak suçu başkalarının üzerine atma görülür.

Başkalarını hayatınız boyunca asla karşılık beklemeden destekleyip desteklemediğinize bakın,ancak bunda dürüst olun, teşekkür beklemek bile bir karşılıktır. Ayrıca ruhsal olarak destekleme de mutlaka olmalıdır.

DEDEKTİF ARKETİPİ

Sürekli gerçeği arayan bir zihin yapısı, gelişmiş gözlem gücü, gizli olanı açığa çıkartmak için karşı konulmaz istek ve gelişmiş sezgi gücünü gösterir.

Olumsuz yönünde ise; röntgencilik, etik olmayan şekilde başkalarının özel hayatlarıyla ilgilenme, bilgiyi güç elde etmek için kullanma vardır.

Hayatınızda çokça gerçeğe ulaşmak için gözlem yapma ve ne olursa olsun gerçeği bulma motivasyonu varsa bu arketip sizde olabilir. Ancak bu motivasyona eklenen bir gözlem gücü ve çaba olmasına da dikkat edin.

HAYALCİ ARKETİPİ

Diğer insanların akla uygun bulmadığı şeyleri hayal edebilme yeteneği, kehanette bulunabilme gücü, kendi hayatıyla ilgili olmasa da başkaları içinde hayal kurabilme ve imge alabilme yeteneğini gösterir. Sürekli yatarak hayal kuran kişilerle ilgisi yoktur. Burada zihinde oluşturma ya da vizyon alabilme yeteneği vardır.

Olumsuz yönünde ise; kehanet yeteneğini para için kullanma, başkalarının hayallerini kullanarak güç kazanma, yada kabul edilmeyeceği korkusuyla hayallerini değişik ifade etme vardır.

Büyük resmi görmek için hayatınız boyunca gösterdiğiniz çabayı inceleyin.

MÜHENDİS ARKETİPİ

Plan yapma, çözüm üretme, pratik sonuçlara yönelme ve bunları gerçekleştirme becerisi verir.

Olumsuz yönünde ise; Fazla mekanik bir zihin yapısı, duyguları önemsememe ve sadece pratik sonuçlarla ilgilenme olabilir.

Yaşamınızda çözümler tasarlama, icat etme ve mekanik sorunları çözme ile ilgili deneyimlerinizi ne kadar çok olduğunu incelemelisiniz.

KURTARICI ARKETİPİ

Özellikle kriz durumlarında karşılık beklemeden insanlara yardım eder. Buradaki yardım melek arketipi yardımından farklıdır, daha somut bir yardım vardır. Melek arketipinde ise çoğu zaman ruhsal yardımı görürüz. Kurtarıcının ödül beklentisi yoktur, somut olarak elinden ne geliyorsa hemen yapacaktır.

Olumsuz yönü ise; Gerçekte çıkar için yardım etme yada yardım edilen kişinin minnet etmesini isteme, kendine muhtaç duruma düşürme vardır.

Bencilce yada bencilce olmadan tehlikede olan kişilere her zaman hiç düşünmeden yardım edip etmediğinize bakın. Bir de kurtarılması gereken insanlar hep sizin çevrenizde mi oluyorlar bunu inceleyin.

DON JUAN ARKETİPİ

Bu arketipte doğal olarak baştan çıkartma ve cinsellik vardır. Ancak bu arketipe sahipseniz ve olumlu olarak kullanıyorsanız fiziksel çekim gücünüzü kötüye kullanmaya başladığınızda yada birileri tarafından cinsel anlamda istismar edilmeye çalışıldığınızda sizi uyaracaktır. Ayrıca baştan çıkartıcı özelliklerinizi olumlu anlamda kullanmanıza imkan verebilir.

Olumsuz yönü ise; Sadece elde etmek ve ego tatmini için çekim gücünü kullanma ve karşındakinin duygularını önemsememe vardır.

Bu arketipin sizde olabileceğini düşünüyorsanız cinsel anlamda amaçlarınıza ulaşmak için etik değerleri dikkate alıp almadığınızı sorgulayın.

SİMYACI ARKETİPİ

Ruhsal dönüşümü arar ve doğaüstü güçlerini kullanarak bilinen yasaları etkiler. Temelde amacı içsel dönüşüm yaşamak ve sıradan olanı altına çevirmektir (içsel anlamda) Ruhsal olarak bir taş olduğu bilincindedir ve bu taşı altın yapmak ister.

Olumsuz yönünde ise; bilginin kötüye kullanımı, egoyu güçlendirecek şekilde yetenekleri kullanmak ve üstünlük taslamak vardır.

Bilim adamlarında simyacı arketipi olabilir. Keşifte bulunma ve bu keşiflerle sıradan kuralların dışında sonuçlar alma vardır. Hayatınızda sürekli ruhsal dönüşüm aradıysanız, keşifler yapmaya çalıştıysanız bu arketipi inceleyin.

KOŞUCU ARKETİPİ

– Engelleri aşma, dayanıklılık, bedensel güç ve kişisel iradeyi ve ruhsal iradeyi kullanma gücünü belirler. Ruhsal gücü ve kişisel gücü bedensel becerilerinden daha önemlidir. Ahlak ve etik değerlere bağlılık, centilmen mücadele vardır ve rakibi yine kendisidir.

Olumsuz yönünde ise; gücün kötüye kullanımı, hile yaparak zafer kazanma, sahte güç duygusu ve duyguları reddederek sadece bedensel olana odaklanma vardır.

Yaşamınızda ruhsal gücünüzü geliştirmek için yaptığınız bir sporun sürekli olup olmadığını sorun.

SOYLU ARKETİPİ – Prenses

Hassas, zarif ve prensi tarafından kurtarılma ihtiyacında olan bir yapıya sahiptir. Aşkla ilgilidir ve büyük bir aşkın doğasını anlama ihtiyacındadır. Ancak kendi kendine yetmeyi ayaklarının üzerinde durmayı öğrenmesi çok önemlidir.

Olumsuz yönünde ise; Romantik aldanışlar, kendi gücünü başkasına teslim etme, kadın olduğu için bir erkeğe muhtaç olduğuna inanma vardır.

Genç kızken şövalyenizin sizi kurtarmasını beklemek ve olmayınca yaşanan büyük bir hayal kırıklığı varsa bu arketipe sahip olabilirsiniz. Ayrıca hala bir kurtarıcı şövalye mi beklediğinizi kendinize sorun.

PRENS ARKETİPİ

Bir gün kral olarak yani yönetime geçecek prens aslında bir hazırlık dönemindedir. İyi bir kral olmak için cesaret, adalet, cömertlik gibi özelliklerine sahip olmalıdır. Prens aynı zamanda romantiktir ve güç potansiyeline sahiptir

Olumsuz özellileri ise; Kral olmak için hazırlanan prens sadece gücünü istediği gibi kullanacağı dönemleri düşünür ve bu zamanlar gelince her istediğini elde edeceğine inanır. Gücünü kötüye kullanmak niyetindedir yada kibrinden dolayı kral olmak isteğindedir.

DEDİKODUCU ARKETİPİ

Söylenti yayan, arkadan konuşan,bilgiyi istediği insanlara aktaran,abartma dedikoducunun en önemli özellikleridir. Olumlu yönü olarak bu arketipe sahipseniz ve onun farkına varırsanız, onu anlamak güven konusunda bir deneyim edinmek ve başkalarının duygularını,düşüncelerini etkileyebilmek yeteneği kazanırsınız.

Olumsuz anlamda ise dedikoducu zarar veren, yanlış yönlendiren, güvene ihanet eden bir yapıya sahiptir.

Hayatınız boyunca başka insanlarla ilgili dedikodu yaptığınız için yada sizin dedikodunuz yapıldığı için hangi dersleri aldığınıza bakın. Bu dersler çok önemliyse dedikoducu arketipine sahip olabilirsiniz.

YARDIMSEVER ARKETİPİ

Kurtarıcıya yakın özellikleri vardır, ancak kurtarıcı da kriz anlarında yardım vardır, yardımseverde ise her durumda, karşısındaki kişinin kim olduğuna bakmadan yardım etme motivasyonu ve edimi vardır. Yardımsever kimseyi görmezden gelmez ve karşılık beklemeden düşmanlarına bile yardım edebilir.
Olumsuz yönünde ise; Yardım karşılığında takdir, çıkar veya ün ister. Ayrıca birine yardım etmeye karar verince, bundan dolayı başka birinin zarar görme ihtimalini düşünmez.

Eğer bu arketipin sizde olduğunu düşünüyorsanız hayatınız boyunca hem sevdiklerinize hem yabancılara her koşulda yardım edip etmediğinize bakın. Ancak bu sürekli bir seyir olmalıdır ve düşmanlarınıza bile karşılık, takdir beklemeden yardım ettiğiniz durumlar olmalıdır.

MAYMUN İŞTAHLI ARKETİPİ

Profesyonel değildir ama yaptığı her şeyden yaptığı sürede zevk alır. Hiçbir işte usta değildir ama bir çok işi yapabilir, bir çok şeyi yüzeysel de olsa bilir.

Olumsuz yönünde ise; Sürekli yüzeysel kalma olabilir. Gerçekte bilgileri yüzeyselken usta olduğunu iddia edebilir. Amatör olduğunu kabul etmek yerine sahte bir profesyonel gibi davranır.

Hayatınızda bir çok alanda derine inmeden sadece keyif aldığınız için ilgilendiyseniz ve bir konuda uzmanlaşmak yerine bir çok konuda az da olsa bilgi sahibi olmayı tercih ettiyseniz bu arketip sizde olabilir.

DÜZENBAZ ARKETİPİ

Sivri bir dili olabilir, geleneklerin ötesine geçer ve davranışları tahmin edilmezdir. Kişiyi sarsan ve değişim için zorlayan bir etkisi olabilir ama bir hilebazda olabilir. Sizi baskı altında tutmaya çalışan düzene ve değerlere karşı özgürlüğünüzü elde etmenizde size yardımcı olabilir.

Olumsuz anlamda ise; Başkalarına hata yaptırmaktan, yanlış bilgiler vermekten ve kandırmaktan zevk alır.

Yaşamınızda alışılagelmiş, yerleşik sistemleri aşmak için, düzeninizi değiştirmek için kaos oluşturma ritmini arayın. Bunu çok sık yapmışsanız düzenbaz arketipine sahip olabilirsiniz.

AKIL HOCASI ARKETİPİ

Bilgiyi aktaran, rehberlik eden ve öğrencisinin özgürleşmesi için ona yol gösteren kişidir. Bir rehber olarak güvenilirdir ve öğrencisinin karakterini, ona örnek olarak geliştirir.

Olumsuz yönünde ise; Bilgiyi paylaşmak yerine öğrencisini kendine bağımlı yapmaya çalışır ve öğrencisinin bir usta olmasına destek olmaz.

Yaşamınızda bir çok kişiye rehberlik yapmışsanız ve onların gelişimlerinde onları korumuş desteklemişseniz bu arketipe sahip olabilirsiniz.

ARAYICI ARKETİPİ

Gerçeği ve bilgeliği aramaktadır. Dünyevi meraklarında bile temelde gerçek olana ulaşma için sürekli devam eden bir arayış görebiliriz.

Olumsuz yönü ise; Amacından sapmıştır ne aradığını kendisi bile unutmuş olabilir. Bir yoldan aramaya devam etmek yerine sürekli yön değiştirir ve bir anlamda kaybolur. Arayışı dışında sürdürür, içine dönmediği için egosunu tanıyamaz.

Hayatınız boyunca bir bilgelik kaynağından diğerine devam eden ama hep gerçeği aradığınız bir ritim varsa bu arketipe sahip olabilirsiniz.

ARACI ARKETİPİ

Arabuluculuk yapma yeteneği vardır. Bir tartışmada iki tarafında haklı yönlerini görür, iki tarafa da saygı duyar ve stratejileri ile genelde arabuluculuk yapar. Sabırlıdır, insanları iyi anlar,empati kurar.

Olumsuz yönünde ise; gizli bir amaç yada çıkar için arabuluculuk eder. Ancak amacı sorunu kendi istediği şekilde çözmektir.

Hayatınızda tartışmaları çözmek ve uzlaşma sağlanması konusunda hizmet etmek konusunda bir ritim arayın. Sürekli başkalarının arasını bulurum, her zaman arabuluculuk yapmak benim işimdir diyor musunuz, yada profesyonel işiniz bununla mı ilgili?

VAMPİR ARKETİPİ

Başkalarına ait olanı tüketerek hayatta kalır ama bunu yaparken kurbanının yaşam enerjisini almaktadır. Amacı hayatta kalmaktır ama bunun için başka bir hayata zarar verebilir.

Bu arketipin olumlu yanı onu keşfederseniz başkalarının hayat enerjinizi çaldığına dair sizi uyarmasıdır. Özellikle kronik şikayet etme ve başkalarına bağımlı olan ancak bu bağımlılıkla karşısındakine zarar veren, onun yaşam enerjisini alan kişilerde görülür. Eğer bir ilişki bittikten sonra bile ruhsal olarak bunu tutunuyorsanız ve hayatta kalmak için başka birinin varlığına aşırı ihtiyaç duyuyorsanız bu arketip sizde olabilir.

YOK EDİCİ ARKETİPİ

Olumlu yönü eski ve zarar vereni yok etmesi ve yeni gelene yer açmasıdır. Korku,acı,önyargı gibi yanılsamaları yok edebilir. Yeni bir yaşam için hazırlanma özelliği verir.

Olumsuz yönünde ise; başkalarının isteklerini, potansiyellerini yok etme, yok etme gücünün verdiği aşırı ego ve zarar verici yok edici eylemler vardır. Kişi kendine karşı da yok edici olabilir.

Kendinizin yada başkalarının rüyalarını yok etmek, başkalarının hatalı ilizyonlarını yok etmek gibi deneyimler büyün yaşam seyrinizde var mı diye sormalısınız.

ŞAMAN ARKETİPİ

Kendinizi ve başkalarını yok edici güdülerden kurtarma şeklinde kendini gösterir. Bu arketipe şeytan çıkarıcı da denir. İçteki şeytani kötülüklerle yüzleşebilme cesaretini barındırır.

Olumsuz yönünde ise; kişi kendi içindeki şeytanlarla yüzleşmeden başkalarını suçlar ve onları şeytanları ile yüzleşmeye davet eder.

Yaşamınız boyunca başka insanları veya grupları şeytanlardan kurtarma (olumsuz duygulardan) seyriniz oldu mu?

Bilinçaltının 30 temel özelliği

BİLİNÇALTININ 30 TEMEL ÖZELLİĞİ

Bilinçaltı ile çalışanlar için bilinçaltının en temel özelliklerini liste olarak hazırladım. Aşağıda listeyi bulabilirsiniz.

1- Doğru – yanlış, ahlaklı – ahlaksız, gerçek – hayal gibi ayrımların farkında değildir. Bilinçaltı bir bilgisayar programı gibidir sadece verilerle ilgilenir.  Veri hakkında yorum ya da değerlendirme yapmaz.

2- Bilinçaltı genellemeler yapabilir hatta bunu sıklıkla yapar. Örneğin sizinle kavga eden arkadaşınızın adı Ali ise, tüm Ali’lerin kavgacı olduğuna inanabilir.

3- Bilinçaltı anı yaşar, geçmiş yada gelecekten bir şey anlamaz, onun için sadece an vardır.

4- Bilinçaltının duyduğu kelimeyi cümleden bağımsız olarak kayıt edebilme özelliği vardır. Örneğin sigarayı bırakmak istiyorum diyince sadece sigara kelimesini kayıt edebilir, sigara kelimesine tepki verebilir. Bırakmak ve istiyorum kelimeleri ile sigarayı yan yana getirebileceği gibi, eğer sigara ile ilgili güçlü bir bağlantıları varsa sadece bu kelimeyi de duyabilir.

5- Bilinçaltı değişimden nefret eder, hiç bir şeyin değişmesini istemez. Değiştirmek istediğinizde tepki koyabilir ve sizi değişimden vazgeçirmek için tüm silahlarını kullanabilir.

6- Bilinçaltı rüyalarla kendini düzenler ve sıkışmış enerjileri ortaya çıkartarak kendisini rahatlatır.

7- Bilinçaltı sembollerle konuşur, kelimelerden fazla resimlere tepki gösterir.

8- Bilinçaltı tersten duyabilir ve anlayabilir. Cümleleri tersten duyan bilinç için bunları anlamak çok zordur ama bilinçaltı için çok kolaydır.

9- Bilinçaltı ilk 5 yaşa kadar temel özelliklerini, kayıtlarını tamamlar. Bundan sonra kendi kayıtlarına uygun yeni verileri kabul eder. Diğer verileri girmek için doğru ve ısrarlı çalışmalar yapmak gereklidir.

10- Bilinçaltında çağrışım en önemli etkilerden birisidir. Sürekli bir şeyler ona başka bir şeyleri çağrıştırır bir dosya başka bir dosyayı açmasını sağlar.

11- Bilinçaltı aynı anda bir çok işlemi yapabilir, bir çok veriyi işleyebilir, otomatik olarak bir çok işlevi yerine getirebilir. Kapasitesi çok geniştir.

12- Bilinçaltı kolektif bilinçaltı ile bağlantılıdır, bu nedenle başka insanların bilinçaltından da etkilenir.

13- Bilinçaltının espri anlayışı yoktur, şakadan anlamaz. Söylenen herşeyi gerçek kabul eder.

14- Bilinçaltı duygusal değildir ama duyguların enerjisinden bire bir etkilenir. Kimsenin bilinçaltı merhametli değildir ama merhamet duygusu bilinçaltında bir çok çağrışım yapabilir, bir çok veriyi harekete geçirebilir ve kişinin kararlarını etkiler.

15- Bilinçaltı aynı küçük bir çocuk gibi, ısrarcı ve sabırsızdır. İstediği bir şey hemen olsun ister ve ne olursa olsun ısrara devam eder. Bir davranış kişiye zarar verse bile bunu ısrarla yapabilir çünkü bilinçaltında doğru yanlış, zararlı zararsız gibi kavramlar yoktur, salt istek vardır. Bir çok kişinin kendisine zarar veren ilişkilere, alışkanlıklara ve davranışlara devam etmesinin altında bu dinamik vardır. Eğer bilinçaltını değiştirmek istiyorsanız siz ondan daha fazla ısrarcı olmalısınız.

16- Bilinçaltı asla dinlenmez, uyumaz ve çalışmayı bırakmaz. Kişi yaşadığı sürece işlem yapmaya devam eder.

17- Bilinçaltının abartıcı bir doğası vardır. Özellikle korkuları abartarak kişinin kaygı düzeyini yükseltebilir.

18- Bilinçaltı sürekli tekrarlara karşı duyarlıdır. Bir düşünceyi, duyguyu yada cümleyi sürekli tekrar ederseniz bunu en sonunda kayıt eder.

19- Bilinçaltı kişinin hissettiği nefret gibi olumsuz duyguları kayıt eder ve bu duyguları uygun bir ortamda ortaya çıkartır. Bilinçaltı için intikamı sever diyemeyiz ama içindeki nefreti açığa çıkartmak için bir yol bulur diyebiliriz.

20- Bilinçaltı ince ayrımlar yapmakta zorlanabilir. Örneğin bilinçaltı için parasını sokakta düşürmek için iflas etmek aynı anlama gelebilir, çünkü ikisinde de para kaybı vardır.

21- Bilinçaltının dili 5 yaşında bir çocuğun dilidir, sade ve açık anlatımlardan anlar. Eğer bilinçaltınıza ben çok zenginim derseniz bunu anlayacaktır ama evrenden gelen zenginlik tüm enerji kanallarıma akıyor, yüksek benliğim aracılığıyla bana ulaşıyor gibi bir şey söylerseniz 5 yaşında bir çocuk bundan ne anlarsa bilinçaltı da ancak o kadarını anlayacaktır.

22- Bilinçaltı kişinin tutumlarını ve davranışlarını direk etkiler. Sahip olduğu kayıtlara göre kişinin tepkiler vermesini ve kararlar almasını yönlendirir. Örneğin bilinçaltında ben başarılı bir insanım kaydı olan bir insan kendisine başarı getirecek işlere otomatik olarak yönlenir, sonu başarılı olacak kararlar verir ve onu başarıya taşıyacak durumları hayatına çeker.

23- Bilinçaltı bütün bu özelliklerinin dışında kendi kayıtlarına uygun olayları gerçekleştirmek için durmadan çalışır. Kendi inançlarını kişinin hayatına çeker ve inandığı herşeyin gerçek olması için çalışır. Kolektif bilinçaltına ve dolayısı ile kolektif bilince bağlı olduğu için bunu yapması çok kolaydır. Eğer bilinçaltınız fakirliği hak ettiğinize inanıyorsa bunu gerçekten deneyimlemeniz için gerekli şeyleri yapacaktır, buna emin olabilirsiniz.

24- Bilinçaltı bilinçli zihinden emir alır. Burada ya siz bilinçli olarak bilinçaltına emirler verirsiniz ya da bunu bilinçsizce yaparsınız ama mutlaka yaparsınız. Eğer bilinçli bir şekilde emir vermeyi başarırsanız bilinçaltındaki verileri değiştirebilir, yeni veriler girebilir ve bilinçaltınızın sizin istediğiniz hayatı gerçekleştirmesi için çalışabilirsiniz.

25- Bilinçaltı hiç bir şeyden şüphelenmez ve sorgulamaz. Bu nedenle bilinçaltınıza hangi komutları verdiğinize dikkat etmelisiniz.

26- Bilinçaltınızda bir çok kayıt birbiri ile bağlantılıdır. Bir kayıt diğerini etkiler, tetikler açığa çıkartır. Bir çok korku başka bir korku ile bağlantı halindedir. Bu nedenle bilinçaltına bütünsel olarak bakmak gerekir.

27- Bilinç daha fazla tümevarımlı, bilinçaltı ise tümdengelimli düşünme eğilimindedir.

28- Bilinçaltının psişik yetenekleri vardır, gelecekteki bir olayı görebilir, önceden tedbirler alabilir, kişiyi uyarabilir.

29- Bilinçaltı, bilincin dikkat etmediği şeylere daha fazla dikkat eder ve otomatik olarak kayit eder. Bilincin dikkat ettiği şeyleri ise kayıt etmek için anlamlı bir çaba ve tekrarlar gereklidir.

30- Bilinçaltının sanatsal yetenekleri vardır, üretim yeteneği çok gelişmiştir ve hayal gücüne sahiptir. Ancak tek sorun hayal ile gerçeği ayırt edememesidir. Eğer kişi kendi hayallerini bilinçli olarak kurmazsa bilinçaltı için bunlar katı bir gerçek olacaktır.

Yukarıda bilinçaltının en önemli özelliklerini verdim. Bu bilgilerin bilinçaltı konusunda çalışmalar yapan kişilerin işine yarayacağını umuyorum. En azından uğraştıkları bilinç alanını tanımaları ve anlamaları onunla daha sağlıklı çalışmalar yapmalarına yardım edecektir.

Berna Özcan Demir

Hastalıkların gerçek nedenleri

Her hastalık özünde olumsuz bir duygu, düşünce yada hatalı bir inancın bedende oluşturduğu bir dengesizliktir. Her hastalığın kaynağında bir enerji dengesizliği vardır ve her dengesizliğin de altında mutlaka zehirli bir duygu, düşünce yada inanç vardır. Hastalığın altındaki bu temel nedeni kişi fark etmeli, bu nedeni ortadan kaldırmalı , eski, zarar veren düşüncelerinin, duygularının yerine yenilerini koymalıdır. Ancak bu şekilde bir  hastalığın gerçek nedeni şifalandırılabilir ve hastalığı oluşturan enerji dengesizliği giderilebilir.

Eğer herhangi bedensel bir hastalığa sahipseniz mutlaka tıbbi tedavinize devam ediniz. Reiki, meditasyon, yoga gibi tamamlayici disiplinlerden yardım almak kişisel bir seçimdir ve faydası olacaktır ancak tıbbi tedavi bırakılmadan bunlar yapılmalıdır. Bunun dışında aşağıdaki yazımın, hastalığınızın gerçek nedenini fark etmenizde faydası olacağını düşünüyorum. Farkındalık bir sorunun çözümü için ilk ve en önemli adımdır. Farkındalık adımını çözüm adımı takip eder, çözüm için kendi içimde neleri değiştirmeliyim, hangi inançlarımdan vazgeçmem beni iyileştirmeye doğru götürür, hangi düşüncelerimle vedalaşmalıyım sorularını kendinize sormanızı öneririm. Yapacağınız en küçük bir değişim bile şifalanmanıza katkı sağlayacaktır.

Hastalıkların gerçek nedenleri

Bilgi: Bir yada bir kaç neden sizde var olabilir bunu anlamak için objektif değerlendirmeler yapın, gerekirse yakınlarınıza , sizi iyi tanıyan insanlara düşüncelerini sorun. Bazen bizim göremediğimiz şeyleri başka bir insan çok kolay fark edebilir.

1- Olumsuz duyguların ve düşüncelerin enerjisinin bedende enerji dengesizliklerine yol açması

Her duygu ve her düşünce özünde bir enerjidir. Sürekli olarak düşündüğünüz yada hissettiğiniz şeyler sürekli bir enerji yayını yapmanız anlamına gelmektedir ve insan kendi yaptığı enerji yayınından çok fazla etkilenir. Bugün tutarlı duygu durumlarının DNA yı etkilediğine ve değiştirdiğine dair bir çok bilimsel çalışma yapılmıştır. İç dünyanızdaki olumsuz duygular ve düşüncelerin oluşturduğu enerji sizin enerji bedeninize, hücrelerinize ve organlarınıza zarar vermektedir. Hayattan tat almayan bir insanın şeker hastası olması, sürekli gergin ve endişeli olan bir insanın kalp hastası olması, acısını sürekli içine atan, çok duyarlı ve hassas bir kişinin kanser hastası olması, sürekli düşünen, mükemmeliyetçi bir insanın migren hastası olması gibi buna bir çok örnek verilebilir. İç dünyanızda  bir dengesizlik varsa bu bedeninizde kendisini gösterecektir. Her hastalığın duygusal ve zihinsel bir nedeni vardır ve siz bu nedeni ortadan kaldırmadıkça hastalığa yol açan enerjileri ortadan kaldırmanız mümkün olmayacaktır. Bu konuda güzel bir kitap önermek istiyorum, hala okumayanlar varsa mutlaka edinsinler ve hastalıkların gerçek nedenlerini bu kitaptan incelesinler. Tüm Hastalıkların Zihinsel Nedenleri – Louise L. Hay- Akaşa Yayınları. Bu kitaptan hastalığınızın gerçek nedenini öğrenebilir ve bu konuda farkındalık kazanabilirsiniz.

2- Öfkeyi kendi bedenine yönlendirme

Bir çok sağlık sorununda kişinin içindeki öfkeyi kendi bedenini yönlendirmesi ve bu şekilde etkisiz hale getirmesi durumu vardır. Öfke toplum tarafından hoş karşılanmayan bir tutumdur. Sakin olmak, öfkeyi kontrol etmek, kızgınlığı dışa vurmamak toplumumuzda neredeyse bir erdem kabul edilir. Öfkeli insanlar kibarlıktan uzak, istenmeyen, dışlanan insanlardır ve kişi içindeki öfkeyi boşaltmanın toplum tarafından kabul edilebilir bir yolunu bulamazsa bu öfkenin enerjisini bilinçsizce kendi bedenine yönlendirebilir. Özellikle kadınlarda öfkenin kendi bedenine yönlendirilmesi durumu çok sık rastlanan bir durumdur. Çoçukluk yaşlarında uslu bir kız ol, büyüklerine cevap verme, iyi kızlar bağırmazlar, kavga etmezler gibi bir çok şartlanmaya maruz kalan kişi büyüdükten sonra sevilme ve kabul edilme ihtiyaçlarını karşılamak için ya da  iyi anne olma, iyi eş olma gibi vasıflara sahip olmak için susma, içine atma, sinirine hakim olma yani öfkelenmeme konusunda kendisini  zorlar. Bu durumda öfke enerjisi kendini ifade etmenin bir yolu olarak bedene yönlenir ve bedende çeşitli enerji bozukluklarına dolayısıyla hastalıklara yol açar. Bu durumda kişi içindeki öfkeyi ortaya çıkartabileceği hem kendisi hem toplum tarafından kabul edilebilir bir yol bulmalıdır. Eğer meditasyon çalışmaları yapıyorsa bilinçli olarak öfke enerjisinin dönüştürülmesi çalışmanında faydası olacaktır.

3- Başka birisini cezalandırma

İnsanlar sevdikleri kişilere karşı bir kızgınlık duyuyorlarsa ve  kızgınlıkları uzun süredir devam ediyorsa ve affetmekte zorlanıyorlarsa bu durumda bilinçsizce bu kişileri cezalandırmak için kendilerini hasta edebilirler. Bu genelde eşler arasındaki ilişkide çok görülür. Beklentileri karşılanmayan ya da hak etmediği şeyler yaşadığına inanan eş, hastalığı bilinçsizce seçer ve bu şekilde kendisini seven diğer kişinin onun için üzülmesini, acı çekmesini ister. Eğer sevdiği kişi onun için gerçekten üzülürse ve kişi bunu görürse bir süre sonra bu hastalık iyileşebilir ya da bu durumdan ikincil bir fayda elde eden bilinçaltı hastalığı devam ettirmeyi seçebilir. Çünkü yıllardır görmediği sevgi ve ilgiyi görmeye başlamıştır. Bu konu 5.maddede açıklanmıştır. Eğer sevdiği kişi onun için üzülmezse, ya da kişi karşısındakinin acı çektiğine ikna olmazsa bu sefer de kurban arketipi baskılı bir süreç başlar ve hastalık yine devam eder. Bu durum da 7.maddede açıklanmıştır.Sevilen bir kişiyi cezalandırma temelli hastalıklarda genellikle kişinin hastalığı bir dönemde artar, kişi acı çeker, sonra cezalandırdığı kişinin yeterince üzüldüğünü görünce hastalık yatışır. Eğer cezalandırdığı bu durumdan üzülmezse yine hastalıkta bir sakinleşme dönemi olur ama her durumda hastalığın semptomları tekrar tekrar kendisini gösterecektir. Elbette kişinin başka birisini cezalandırması tamamen bilinçaltındadır ve kişi bunun farkında değildir. Farkındalık ise iyileşme yolunda atabileceği ilk adımdır. Bu sorunu yaşayan kişinin karşısındakini ve kendisini affetmesi ile sağlık durumunda ciddi değişimler yapabilecektir.

4- Kendini cezalandırma

Geçmişte yaptığı hatalar için kendisini affedemeyen ve bilinçaltında hala kendisine kızgın olan kişi bilinçsizce hastalığı seçerek kendisini cezalandırabilir. Bilinçaltında suçluluk duyguları varsa her suçlu cezasını çeker yada herşeyin bedeli vardır inancına sahip olan kişi, bilinçaltı düzeyde kendisini cezalandırarak arınmayı ve temizlenmeyi seçebilir. Bu çok sık görülen bir hastalık nedenidir. Kişinin bilinçaltı yeterince acı çektiğine inandığı zaman kendisini cezalandırma süreci genelde bitecektir. Ama kişi affedilmez bir suç işlediğine inanıyorsa bu durumda hastalık ömür boyu sürebilir. Burada önemli olan suçunun büyüklüğü değildir, kişinin bu suçtan dolayı kendisini bilinçaltında ne kadar suçladığıdır. Henüz küçük bir çocukken annesinin cüzdanından para çalmış olan bir kişiyi düşünelim. Olay ortaya çıkar ve anne ona ne kadar kötü bir çocuk olduğunu, hırsız bir evlat istemediğini ve onu asla affetmeyeceğini söyler. Çocuğun bilinçaltına artık sen asla affedilmeyecek bir suç işledin kaydı girmiştir ve bir süre sonra herhangi bir hastalık başlar ya da bu hastalık ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilir. Kendisini cezalandıran bilinçaltı hastalığı bir çıkış yolu olarak kullanmaktadır. Bu durumda yine kişinin kendisini tamamen affetmesi iyileşmesinin en önemli adımı olacaktır.

5- Bilinçaltının hastalıktan ikincil bir fayda elde etmesi

Bir sorundan, bir hastalıktan hatta kötü bir durumdan bilinçaltının herhangi bir çıkarı varsa bu sorunun sürmesi için elinden geleni yapacaktır. Burada çıkar ilkincil düzeydedir ve tamamen bilinçaltındadır. Örneğin ne zaman hastalansa sevdiklerinden ilgi gören bir insanın durumunda ikincil çıkar sevgi ve ilgidir. Kişi bilinçli olarak hasta olmak istemez, acı çekmek istemez ve iyileşmek için herşeyi yapar ama bilinçaltı durumdan çok memnundur ve hastalığı sürdürmek için ne geriyorsa yapar. Bazen ise kişi hasta olduğu için çeşitli sorumluluklarından kurtulmaktadır. Örneğin işe gitme, ev işi yapma, çocuklarla ilgilenme hatta bir şeyleri düşünme zorunda kalma gibi sorumluluklarını hasta olduğu için yerine getirme şansı yoktur. Bu durumdan ise bilinçaltı düzeyde çok memnundur, bilinçli zihin bir an önce iyileşmek isterken bilinçaltı eski sorumluluklardan kaçmaktadır. Burada aynı küçük bir çocuğun önemli bir sınav öncesi ateşinin çıkması ve bu şekilde okula gitmeden kurtulması gibi işleyen bir mekanizma vardır. Eğer bir hastalıktan bilinçaltının bir çıkarı varsa bu hastalığı bırakmak istemeyecektir. Bu durumda yapılması gereken en önemli şey kişinin kendisine bu hastalıktan dolayı elde ettiğim bir menfaat var mıdır, bu hastalığın hayatıma getirdiği iyi bir şeyler var mıdır diye sormasıdır. Yanıtları dikkatle verdikten sonra bu faydaları hastalık dışında da elde edebileceği değişimleri hayatında yapmalı ya da bu konularda bilinçaltını yeniden programlamaldır.

6- Hatalı inançlar

Bazı yanlış inançlar kişinin bir hastalığa yaklanmasını etkileyebilir. Bu inançlara artık yaşlandım hasta olmam normal, ailemde herkeste x hastalığı olur genetik bir sorun, çocukken de çok hastalanırdım yaşım ilerledikçe daha sık hastalanıyorum gibi örnekler verebiliriz. Özellikle yaşla hastalıkların artacağı inancı çok tehlikeli bir inançtır. Bu inançları değiştirmek için kişi mutlaka bilinçaltı programlama çalışmaları yapmalıdır.

7- Kurban aketipi

Kurban arketipi hepimizde olan arketiplerden biridir ve bir çok hastalıkta temel rollerden birini oynar. Kişinin sahip olduğu kurban arketipi onu bir çok noktada bloke ederken zavallı ben inancı bir çok hastalığın oluşmasında önemli etkiler yapar.  Hastalık kurban arketipinin kendisini yaşatma ve ifade etme şekillerinden biri olur. Zaten kötü şeyler hep benim başıma gelir, ben zavallı biriyim inancı,  kişinin içindeki kurbanın kendisini tatmin etmesinin bir yoludur. Kişi hastadır, hastalık durduk yerde onu bulmuştur, zaten hep hak etmediği şeyleri yaşar gibi bir çok duygu ile kişi içindeki kurbanı beslemektedir. Bu durumda yapması gereken şey, kurban arketipi ile çalışarak onu kontrol altına almak, kendi gücünü kabul etmek ve yaşamının sorumluluğunu gerçek anlamda üstlenmektir.

8- İlgi ve sevgi görmek için kabul edilebilir ve tepki

Kendisini yeteri kadar sevmeyen ya da sevilmeme korkusuna sahip olan kişi, ailesinden, arkadaşlarından ve sevdiklerinden sürekli bir sevgi, ilgi, yakınlık talebi içindedir. Ancak bu beklentilerinin yeterince karşılanmadığına inanması ya da hiç bir zaman istediği kadar sevgiyi, ilgiyi elde edemeyeceğine inanmasıyla hastalık kişi için kabul edebilir bir seçenek haline gelir. Burada bilinçaltının hastalıktan ikicil fayda elde etmesinden daha başka bir mekanizma işler. Kişi eğer hasta olduktan sonra sevgi ve ilgi görürse bunu kaybetmemek için hastalığı sürdürebilir bu bilinçaltının ikincil bir fayda elde etmesidir. Ancak hastalığın nedeni daha fazla ilgi ve sevgi görmek ise yani hastalığı başlatan bilinçaltı motivasyon bu ise bu durumda bu madde geçerlidir. Bu durumdaki kişi özellikle kendini sevme, kendine değer verme ve kendi kendisine yetebilme konusunda bilinçaltı çalışmaları yapmalıdır.

9- İntiharın kabul edilebilir şeklini benimseme

Özellikle ölümcül sonuçları olabilen hastalıklarda görülebilen nedenlerden bir tanesidir. Kişi artık yaşamak istemiyordur, yaşamın onun için bir anlamı kalmamıştır ancak kendisini öldürmek yani intihar etmek onun için kabul edilebilir bir seçenek değildir. Bilinç düzeyinde yaşamak istiyorum diyebilir ve tedavi için herşeyi yapabilir ama bilinçaltında seçimi ölümden yanadır. Bu durumda intiharın en kabul edilebilir şeklini yani ölümcül bir hastalığı tercih edebilir. Bu durumda kişinin gerçek anlamda yaşamayı seçmesi ve bilinçaltı düzeyde intihar isteğini değiştirmesi gereklidir.

10- Aşırı stresin oluşturduğu tahribat

Aşırı stresin kişinin enerjisini tüketen, enerji dengesine zarar veren ve her noktada tahribat oluşturan etkileri vardır. Strese yol açan nedenler genelde bilinçaltı kaynaklıdır. Örneğin işinden atılma korkusu yaşayan bir insanın yaşadığı bir korkunun altında parasızlık korkusu, gelecek korkusu, sevilmeme korkusu, dışlanma korkusu gibi bir çok korku olabilir. Bu korkular işten atılma tehdidi ile tetiklenir ve kişi için çok daha zararlı hale gelir. Ancak bilinçaltında bolluk-bereket inancı, kendine güven, gelecekten iyi ve güzel şeyler bekleme, hayata güvenme gibi inaçlar olan bir insan, işten atılma tehdidi ile karşılaşınca bu durumu çok daha doğal kabul edebilir hatta kendisi için yeni imkanlar oluşturacak bir perspektifte konuya yaklaşabilir. Sorun her iki kişide de işten atılma tehdididir ancak bir kişi için bu tehdit ciddi bir stres ve buna bağlı hastalıklar oluştururken diğeri için motivasyon kaynağı hatta kendisini daha iyi hissetme nedeni bile olabilir. Üzerinizde stres oluşturan bir çok şey bilinçaltınızla bağlantılı korkularınızın tetiklenmesidir. Bu nedenle stres kaynaklarınızı bulmalı ve bunlarla bağlantılı olabilecek korkularınızla çalışmalısınız.

Eğer herhangi bir hastalığınız varsa yukarıdaki yazımın sizlere ışık tutmasını ve şifalanma yolunda faydalı olmasını seçiyorum.

Sevgiyle kalın.

Berna Özcan Demir

Başarısızlık duygusunu temizleme

Başarısızlık korkusunu temizleme

Başarısızlık korkusu bilinçaltında olan temel korkulardan bir tanesidir ve çok yaygın olarak görülür. Bu korkunun insanın hayatına yansımaları farklı şekilllerde görülebilir. Başarısızlıktan korktuğu için hiç bir iş yapmama yada yapamama, aşırı mükemmeliyetçilik, işkoliklik, ne kadar çalışırsa çalışşın sonuç alamama, sürekli içsel bir tatminsizlik hissi, hep bir şeyleri eksik biliyor duygusu, kendini başka insanlarla mukayese etme gibi durumlardan bir yada bir kaç tanesi yaşamda sürekli tekrar eder. Başarısızlık korkusu kişinin gerçek potansiyelini kullanmasına engel olduğu gibi, elde ettiği başarılı sonuçlardan da, yeterince tatmin olmasına engel olur.

Başarısızlık Duygusunu Nasıl Temizleyeceksiniz.

Başarısızlık duygusunun temizlenmesi bütün hayatı etkileyen bir duygu olduğu için çok önemlidir. Eğer bu duyguya sahip olduğunuza inanıyorsanız bu temizlik işlemi için ciddi olarak çalışmalısınız. Aşağıda bunun için neler yapabileceğinizi bulabilirsiniz.

Refah içinde bir yaşam sürdürme rehberi isimli kitabımda 21 günlük afirmasyon nasıl yapılır detaylı bir şekilde anlatmıştım. Bu nedenle bir daha burada yazmayacağım. Kitabı okumamışsanız, mutlaka okumanızı öneririm. Blogda kişisel gelişim bölümünde linkini bulabilir ve kayıt ederek okuyabilirsiniz. Kitapta anlattığım şekilde 21 gün aşağıdaki afirmasyonla çalışmanızı öneririm. 21 kuralına tam olarak uymanız önemlidir. Başarısızlık duygusu 21 günde temizlenmeyebilir, eğer hala devam ettiğini düşünüyorsanız bir süre ara verip tekrar başlayın. Temizlik süreci kişiden kişiye değişir bu nedenle bu sorundan kurtulduğunuza emin olana kadar tekrar 21 gün çalışmaları yapmak faydalıdır.

Afirmasyon: ” Başarılı olduğuma inanıyorum ve başarılarım için kendimi kutluyorum”

2- Niyet;

Niyet ve afirmasyonun farkını yine blogda güçlü niyetler isimli yazımda anlatmıştım. Bu yazıyı okumanızın faydası olacaktır. Başarısızlık duygusu için aşağıdaki niyeti kullanabilirsiniz.

” Başarılı olmayı ve başarılarımı önce kendimin sonra başkalarının takdir etmesini seçiyorum. Başka insanları da başarılı olmaları için destelemeyi ve kendi başarılarım için çok mutlu olmayı kabul ediyorum. Başarımın her geçen gün artmasına ve her geçen gün başarılı olduğumu daha da fark etmeye niyet ediyorum. Niyetim şimdi gerçekleşmeye başladı, bunun için teşekkür ediyorum”

3- Enerji çalışmaları

Başarı duygusu solar pleksus chakra ile ilgilidir, eğer reiki yada başka bir şifa enerjisi sistemi ile çalışıyorsanız bu chakraya daha fazla reiki verin. Solar pleksus chakrasına reiki verirken içinizden sürekli ” ben çok başarılıyum” diye tekrar etmenizin çok faydası olacaktır.

4- Doğal taş kullanma

Başarı duygusunu arttırmak için malakit taşı kullanabilirsiniz. Ayrıca havlit taşının da başarıyı desteklediğine inanılır. Eğer bu taşları bulamıyorsanız bir erkek kuvars edinebilir ve başarı için programlayabilirsiniz. Taşları temizlemekle ilgili bilgiler Refah içinde bir yaşam sürdürme isimli kitabımda olduğu için bir daha yazmıyorum. Daha sonra taşınızı kitapta anlatılığı şekilde programlayın. Programlama için şu cümleleri kullanabilirsiniz.

” Evrenin tüm sevgi, şifa ve pozitif enerjilerinin sana dolmasını ve sende olan enerjiyi bundan sonra benim ve ilgili herkesin en yüksek iyiliği için kullanmanı istiyorum. Başarımı arttıracak ve benim kendimi daha başarılı hissedecegim şekilde bana gerekli enerjileri bana vermeni istiyorum. Teşekkür ederim”

Taşınızı haftada bir kere temizleyin ve her temizlediğinizde yeniden programlayın.

5- İnanç değiştirme çalışması

Yine kitapta anlatıldığı şekilde Ben çok başarılıyım kalıbını kullanarak inanç değiştirme çalışması yapabilirsiniz. Bu çalışmayı da en az 21 gün devam ettirin.

Yukarıdaki çalışmalardan 1.maddeyi mutlaka yapmanız gereklidir. Diğerlerini de yaparsanız çok daha iyi olacaktır. Önerim hepsi ile aynı anda çalışmanızdır.

Sevgiyle kalın.

Berna Özcan Demir