Archives

Anla – Sahiplen – Değiştir

YASAMI DEGISTIRMEK ICIN ILK ADIM

Yasaminizda bazi seyleri degistirmek istiyorsaniz ancak nereden baslamaniz gerektigini bilmiyorsaniz oncelikle ilk yapmaniz gereken sey, ” Bir soruna yol acan dusunce sistemi ile o sorunu cozmeyeceginizi” anlamanizdir. Bu tam olarak su demektir. Sizin bu sorunu yasamaniza yol acan sey, mevcut dusunce sisteminizdi ve siz bu dusunce sistemini degistirmeden bu sorunu cozemez, aksine buyutursunuz. Bu durumda soruna baska bir acidan bakmaniz ve baska bir zihin durumu ile yaklasmaniz gereklidir. Bu aciyi yakalamak zor gorunse de aslinda cok basit bir teknikle bakis acinizi degistirebilirsiniz. Asagida
ANLA-SAHIPLEN-DEGISTIR olarak isimlendirdigim ve kendi gelistirdigim teknigi adim adim veriyorum.

ANLA-SAHIPLEN-DEGISTIR TEKNIGI

– Oncelikle sakin bir zamaninizda yalniz basiniza bir odaya cekilin, telefonunuzu kapatin ve kimsenin sizi rahatsiz etmeyeceginden emin olun.

– Sonra elinize bir kagit ve kalem alin ve mevcut sorunu kisaca bir cumle ile yazin.

– Sonra sizce bu soruna yol acan nedenleri akliniza gelen tum maddelerle yazin. Ancak baskalarini suclayan  bir ifade yazmayin, sorunun sizinle ilgili kismini yazin. Esinizin yuzunden olan bir borc soz konusu ise, esimin yuzunden oldu demek yerine, esimi bu konuda ikna edebilseydim bu borc olmazdi yazabilirsiniz. Buradan sizin rolunuz onemli, baska insanlarin degil. Bu kendinizle ilgili bir icgoru kazanmaniz icin yapilan bir uygulamadir ve teknigin icindeki tek rolu budur.

– Arkasindan ne yapsaydiniz bu sorun yasanmazdi bunu yazin. Yazarken uzun cumleler kurmayin, kisa ve net bir yazim sekliniz olsun. Ornegin, o gun sinirlenmeseydim bu sorun olmazdi, arkadasimi dinleseydim bu sorun olmazdi, mali durumuma dikkatli yaklassaydim bu sorun olmazdi gibi kaliplar kullanin.

– Daha sonra ne yaptiniz ve bu sorun oldu ve neyi yapsaydiniz bu sorun olmayacakti konusunda iki net goruse sahip oldugunuzu fark edin. Yazdiklarinizi bu sekilde sadelestirin ve iki tane cumleye indirgeyin. Ornegin; Bu sorununum nedeni, mantikli dusunmeden hareket etmemdir ve kendime zaman taniyip daha saglam ve mantikli dusunseydim bu sorun olmazdi gibi bir kalip elinizde olacak.

– Bu sorunu yasamanizin nedeni ve yapmaniz durumunda sizi sorundan koruyacak seylerin arasindaki iliski sizin yasaminizdaki hatalarinizin buyuk bir ozeti gibidir. Eger karsimdaki insana guvendigim icin bu sorunu yasadim, eger bu kadar guvenmeseydim bu sorun olmayacakti demisseniz, sizin sorununuz guven duygusudur. Guven duygusu yasaminizda ki  hatalarinizin onemli bir kisminin nedenidir. Guven konusundaki sorunu cozmeden benzer hatalari yapacaksiniz demektir. Eger duygusal davranmasaydim bu sorunu yasamazdim diyorsaniz, duygu durumunuzla ilgili bir denetim kazanmadikca ayni hatalari yapacaksiniz demektir. Her ne yazdiysaniz simdi elinizde cozmeniz gereken bir kavram,duygu yada dusunce sorunu oldugunu anlamaya calisin. Bunu asil sorun olarak defterinize yazabilirsiniz.

– Bundan sonraki adimda ise yapmaniz gereken sey bu duyguyu yada dusunceyi sahiplenmek olacaktir. Onu yok sayarak, ya da ondan nefret ederek ondan kurtulma sansiniz olmayacaktir. Kagida sunu yazmanizi istiyorum. ” ….. duygumu/dusuncemi/hatami sahipleniyorum, bunun bana ait oldugunu kabul ediyorum” Arkasindan gozlerinizi kapatin ve bu duygunuzu icinizde hissetmeye calisin. Bu biraz yogun yada yorucu olabilir ama unutmayin bu sadece bir duygu yada dusunce ve duygularinizda,dusuncelerinizde sizin kontrolunuzde, her an degistirebilirsiniz. Icinizde hissettikten sonra, kendinize sunu soyleyin. … duygumu/dusuncemi kabul ettim, hissettim ve deneyimledim. Ama artik bunu degistirmemin zamani geldi ve kontrol tamamen bende. Bu andan itibaren eski duygumla/dusuncemle sevgiyle vedalasiyorum ve onun yerine … duygusunu/dusuncesini koyuyorum. Degisim benim icin bu kadar kolaydir ve degistirdim deyin. (burada …. kismina istediginiz baska bir duygu yada dusuncenin adini koyun) Sonra bir kac kere bu duyguyu tekrarlayin, hissedene kadar tekrarlamak iyi olacaktir.

– Simdi yeni duygunuza yada dusuncenize odaklanin ve onu hissetmeye calisin. Bu sizin seciminiz ve kendinizi mumkun oldugu kadar iyi hissetmeye calisin. Hayatinizda sonuclari buyuk olacak bir degisim yaptiniz. Bu gunden sonra akliniza eski dusunceniz gelirse yada eski duyguyu yeniden deneyimlerseniz hemen o anda icinizden yada sesli olarak sunu soyleyin. ” Sen artik bana ait degilsin ve ben misafir olarak bile seni kabul etmiyorum, bu duyguyu reddediyorum, bu bana ait degil deyin. Sonra yeni duygunuzu icinizden bir kac kere tekrarlayin. Iste hepsi bu kadar…..

Bu teknik tamamen kendi gelistirdigim ve kendi hayatimda surekli uyguladigim bir tekniktir. Bu teknikle bir sorunumu nasil cozdugumu sizlerle de paylasmak istiyorum.

Cok sevdigim ve deger verdigim bir arkadasima hayati ile ilgili onemli bir konuda yardimci olmak icin tavsiyelerde bulunmustum. O beni dinlemekle cok ilgilenmiyordu ama ben anlamasi icin yine de uzun uzun konusmustum. Ona yardim etmek icin birseyler yapmaya calisirken arkamdan, onu kiskandigimi ve hayatini olumsuz etkilemek icin konustugumu soyledigini duymustum ve bu beni gercekten uzmustu. Once onunla konusmak istedim ama hatasini hatta soylediklerini kabul etmeyeceginden de nerdeyse emindim. Ortada bir sorun vardi ve bu sorunu olusturan bendim, sorumlulugu uzerime aldim ve 3 adimli teknigimi uygulamak icin odama gectim. Simdi elimde eski calisma kagidim var ve yazanlari bire bir sizinle paylasiyorum 🙂

Sorun: Bana haksizlik yapildigi icin kendimi kotu hissediyorum.

Soruna yol acan nedenler: Baskalarinin isine burnumu sokma aliskanligim, fazla acik sozlu konusma huyum,beni anlamayan insanlarla da arkadaslik yapabilmem, insanlara bazen cok fazla deger vermem,herkesi kendim gibi acik sozlu sanmam, birisinin hatasini gorunce cok fazla kendimi uzmem, benden yardim istemese de insanlara yardim etmeye calismam.

Ne yapsaydim, sorun olmazdi: Dostlugundan emin oldugum insanlarla arkadas olsaydim bu sorun olmazdi.

Asil sorun: Sorunda mevcut duygu; haksizlik – kurtaran dusunce;dogru secimler

Daha sonra gozlerimi kapattim ve haksizliga ugrama duygusuna yogunlastim, duyguma sahip ciktim ve yukarida anlattigim sekilde onun yerine her zaman en dogru secimleri yaptigima dair bir duygu urettim. . Calisma bittikten sonra arkadasimi aradim ve sadece sesini duymak icin aradigimi onu cok sevdigimi ama arkadas olarak birbirimize cok uygun olmadigimizi ve bundan sonra ona iyi dileklerimle veda ettigimi soyledim ve bu benim icin cok kolay oldu. Duygusal olarak sadece bugunden sonra secimlerimin en dogru sekilde olacagini bilmemin rahatligi vardi. Ayrica arkadasima uzun uzun reiki gondererek, onu da sifalandirmaya calistim. Amacim onu uzmek degildi, sadece hayatimla ilgili bir ic goru kazanmistim ve kendim icin daha dogru arkadaslar edinmeyi secmistir.

O gunun tarihini calisma notuma yazmisim, 11.05.2005 ve o tarihten sonra hic bir arkadasimla ilgili bir sorun yasamadim. Itiraf etmeliyim ki, hala zaman zaman haksizliga ugrama duygusunu yasiyorum ve o anda hemen bu benim duygum degil ve ben bunu kabul etmiyorum. Ben her zaman dogru secimleri yaparim afirmasyonunu icimden defalarca tekrarliyorum.

Umarim bu ornek sizin icin faydali olur ve sorunlarinizi olusturan zihin durumununu degistirmenize katki saglar. Bu teknigi uygulamanizi oneririm, sistematik dusunmek, resmin butununu gormek ve cozume odaklanmak mevcut zihin durumunuzu degistirecektir ve yeni zihin durumunuzda eski hatalarinizin cozumunu cok daha kolay bulacaksiniz.

Sevgiyle kalin,

Berna Ozcan Demir

Bir damla daha özgürleştim…

rain-791893_1920
Yemek sonrası çaylarımızı içmiştik ve eşim televizyondaki filme dalmıştı. Televizyonla aram pek iyi değildir ve film seyretmek yerine çalışma odama geçip biraz yazı yazmak istedim. Ama bilgisayarımın başına oturduğum zaman, odamın camına vuran yağmur damlalarının sesini duyduğum anda yazmak düşüncesinden tamamen uzaklaştım. Yağmuru sesini dinleyerek iç dünyama dönme ve biraz kendimi şifalandırmak istedim. Camın önüne oturdum, gözlerimi kapattım ve yağmurun sesine kendimi bıraktım, zihnim tamamen dingindi ve içimde huzuru yakalamaya hiç bir şey yapmadan sadece OLMAYA çalışıyordum.

Tamamen gevşemiş ve iki kelimenin arasındaki boşluğu yakalama noktasına doğru giden bir dinginlik içindeyken bir anda gözlerimin önüne küçük bir kız çocuğu geldi. Film şeridi gibi vizyonlar gözlerimin önünden akmaya başladı. Çok yağmur yağıyordu ve küçük kız camın önünde yağmuru seyrediyordu, damlaların camdan kaymalarını izliyordu. Sonra camı açtı, ellerini dışarı uzattı, ellerini yağmur damlaları ile ıslatıyor ve bundan büyük bir zevk alıyordu.

Birden annesi bağırdı, camı kapat gir içeri üşüyecek, hasta olacaksın diye . Küçük kız yağmur ile oynamanın insanı hasta edebileceğini öğrendi ve camı kapattı….

Usulca kalktım camı açtım, ellerimi dışarı çıkarttım ve ellerime damlayan yağmur damlalarını hissetmeye çalıştım. Yine aynı sesi duydum ama bu kez içimden …Camı kapat hasta olacaksın !

Hayır dedim, yağmur beni hasta etmez, beni asıl bu yanlış inanç hasta eder. Yağmur beni mutlu edebilir, beni temizleyebilir, bana huzur verebilir, beni duygusallaştırabilir ama beni hasta etmez. Ah annem dedim bak yanımda olmasan da seni o kadar içselleştirmişim ki, senin doğrun benim doğrum olmuş…. Özgürleşmem lazım…. Bana ait olmayan bütün inançlardan, bütün korkulardan, bütün duygulardan özgürleşmem lazım…..

Sonra anladım neden yağmurda ıslanmayı hiç sevmediğimi, neden şemsiyesiz dışarı çıkmadığımı….

Şimdi dedim bu gün tam zamanı, özgürleşme yolunda bir adım atmanın. Salona gittim, eşime bakkala çıkıyorum ben dedim, bu saatte ne bakkalı, ne eksik sen söyle ben alırım dedi. Yok dedim iki adım yol zaten, hem biraz hareket olsun, hemen gelirim diye ekledim. İtiraz etmesine izin vermeden attım kendimi dışarı….

Bakkala giderken durdum, gözlerimi kapattım ve yağan yağmurda ıslanırken içimden yağmur şifa verir, yağmur temizler, yağmur iyileştirir diye tekrar ettim. Bakkal dönüşü eşim ıslanmaktan nefret eden beni sırılsıklam ve mutlu bir şekilde gülümserken görünce, tamam bir şey sormayacağım dedi 🙂

Güldüm ve biliyor musun dedim, yağmur şifa verir ve ben bugün bir damla daha özgürleştim….

Dışımda İçimi Görüyorum -3-

Dışımda İçimi Görüyorum -3-

Endişelenmeyeceğim diyordum kendime sürekli, sonra ne yaptığımı anlayıp, olumsuz bir kelime kullanarak bilinçaltıma olumsuz  bir mesaj göndermek yerine, sakinim diye tekrar etmeye başladım. Ama içimdeki ses sürekli konuşuyordu ya korktuğun başına gelirse, ya öyle olursa ya böyle olursa. İnatla sakinim demeye devam ediyordum
ama bu sanki kendimi aldatmak gibi geliyordu bana. Sakinim, sakinim, sakinim, yok canım endişeliyim işte, ne diye kendimi kandırıyorum…..

Sonra durdum ve derin bir nefes çektim. Durumu reddetmek bir çözüm değildi. Evet reikinin 5 temel prensibinden biri Özellikle bugün endişelenme idi ve ben bunu sürekli öğrencilerime öğretiyordum ama kendim ne kadar uygulayabiliyordum, ya da hangi noktaya kadar uygulayabiliyordum bunu bilmiyordum ama o anda uygulayamadığım kesindi, bir şekilde endişeleniyordum işte ve bu durumu inkar etmektense çözmem gerekiyordu.

Önce bağlandım reikiye ve ” Şu anda yaşadığım endişenin gerçek nedenine reiki gönderiyorum” diyerek 20 dakika enerji gönderdim. Sonra içime baktım bir şey değişmiş mi diye…. Evet daha sakinim ama hala endişem yerinde duruyor. Reiki ile bir süre çalışmak gerekebilir en azından bir kaç gün sürebilir, benim daha kısa bir tekniğe ihtiyacım var. Endişelendikçe, endişelendiğim şeyi hayatıma çekiyorum, insan neye enerjisini verirse onu büyütür şu anda bir olasılığı büyütüyorum ve yeterli enerji ile beslersem bunu gerçekleyeceğim, hayatımda gerçeşmesini sağlayacağım buna engel olmak lazım.

En iyisi biraz afirmasyon yapayım. Tamamen sakinim, güvendeyim ve huzurluyum. 1 saatlik tekrardan sonra yeniden baktım içime, endişemin düzeyi azaldı ama hala var ve hala beni rahatsız ediyor.Hay Allah ne yapsam da, kurtulsam, yapıştı üzerime gitmiyor bu endişe. Görmezden gelmek çözüm değil, bu olasılığı güçlendirmekten vazgeçmeliyim. Üzerinde düşünmesem bile bilinçaltım onu büyütmeye devam edecek.

En iyisi biraz meditasyon yapayım…. Başladım sakinleşmek için meditasyon yapmaya… Yok olmuyor, beynimi rahat birakamiyorum, düşünceler hücum ediyor, onlara takılmıyorum, akıp gitmelerini izliyorum ama sürekli bir bombardımana maruz kalıyorum. Ben meditasyonda yapamayacağım. Başka bir şey olmalı, bir yol bulmam lazım, düşünmeliyim…..

Galiba yine içimize döneceğiz ve bu sorunu içimizde çözeceğiz…

İlk soru geliyor. Şu anda endişeli olmak için haklı bir nedenin var mı?

Evet var, düşündüğüm olasılık beni doğal olarak endişelendiriyor.

Peki bu endişenin kaynağında bir korkun var mı? Tüm endişeler aslında bir korku ile bağlantılıdır, endişe korkudan önce seni uyaran bir alarmdır. Dikkat et korkacağın bir durumda kalabilirsin, tedbirini al der.

Endişenin altında bir korku olabilir mi?

Kesinlikle olabilir.

O halde endişe kelimesini bırak, neden korktuğunu söyle, tam olarak neden korkuyorsun?

Elimden bir şey gelmemesinden, çaresiz kalmaktan korkuyorum.

O halde içinde bir çaresiz var, eğer öyle olmasaydı sana bak bu buradayım, beni gör, benimle ilgilen diye bağırmazdı. İçine dönüp o “çaresiz seni” şifalandırman lazım. Aksi halde bu sorunu çözsen bile o kendini sana hatırlatmak için yeni bir yol bulacak.

Evet bu işte.. İçimdeki “çaresiz ben” bu tanımı sevdim. O halde onunla ilgilenmem lazım. Bir daha meditasyon yapacağız ama bu çok farklı olacak…

Önce nefesimi ayarlıyorum, gevşiyorum, sakinleşiyor ve meditasyona başlıyorum. Tamamen gevşedikten sonra başlıyorum imgelemeye. Aşağıya doğru inen basamakların olduğu bir binadayım. Merdivenlerden yavaş yavaş aşağıya iniyorum. Her adımı attıkça daha da gevşiyorum. En sonunda bir kapının önüne geliyorum, kapının üzerinde içimdeki çaresizin evi yazıyor. kapıyı açıyorum ve içeriye giriyorum. İçeride sadece bir masa bir sandalye ve masanın önünde oturmuş bir kadın görüyorum. Kendimi bunun için zorlamıyorum, görüntüyü içimde hissediyorum, vizyon kendiliğinden geliyor. Masada bir kağıt ve kalem var, sürekli bir şeyler yazıyor, çiziyor. Yanına gidiyorum ve ne yaptığını soruyorum. Bana yeni olasılıklar bulmaya çalıştığını ama aklına hiç bir şey gelmediğini, çok çaresiz olduğunu söylüyor. Sonra ona neden diyorum, neden çaresizsin? Hayatımı diyor kontrol etmem lazım, herşeyi bilmem ve her duruma hazır olmam lazım. Bunu yapamadığım için kendimi çaresiz hissediyorum. Anlıyorum içimdeki çaresizin ne demek istediğini. Diyorum ki, seni seviyorum, seni anlıyorum ama hayatta her zaman her olasılığı kontrol altında tutamayız, bazen kötü ya da kötü görünen şeyler de olabilir. Bunları da asaletle kabul etmeliyiz. Olmaz diyor ben kabul edemem, mutlaka her durumu hesaplamalıyım. Anlıyorum ki bu iş böyle olmayacak. Peki diyorum o zaman sana bir yardımcı verelim, bir melek olsa örneğin, sana her zaman yardım etse, seni korusa nasıl olur? Gözleri parlıyor, çok iyi olur diyor. O zaman hadi meleğimizi çağıralım diyorum ve odada çok parlak ışıklar içinde bir melek imgeliyorum. Onu sevgiyle karşılıyor ve içimdeki çaresize yardım etmesini istiyorum. Melek sevgiyle bunu kabul ediyor, içimdeki çaresizin ellerini tutuyor, kendini bana bırak, rahat ol, ben sana yardım edeceğim diyor. İçimdeki çaresize soruyorum, tamam mı,şimdi rahat mısın? Yerinden kalkıyor, kağıdı yırtıp atıyor ve evet diyor, çok teşekkür ederim, artık çok rahatım. O bana yardım edebilir ve beni koruyabilir. Ne zaman ihtiyacı olursa meleğin hep yanında olacağını ve ona yeni çareler vereceğini söylüyorum. Mutlu mutulu gülümsüyor. Daha sonra onunla ve melekle vedalaşıyor ve merdivenlerden yukarı çıkıyorum. Yavaş yavaş meditasyonu bitiriyorum.

Kendime geldiğim zaman yeniden içime bakmakıyorum hala endişeli miyim diye.  Hayır çok rahatım, gerçekten geçti,
ohh diyorum 🙂

Nasıl mı geçti?

Endişemin kaynağını buldum,  ona kaynak olan korkuyu tanımladım,  içime döndüm içimdeki endişeli benle yüzleştim.  Meleklerin varlığına ve yardımlarına inandığım için,  içimdeki çaresiz benin de inanacağını biliyordum,  meditasyonda melek imgesini kullanarak,  içimdeki çaresiz beni ikna ettim.  Daha sonra kaynağından şifalandırdığım endişem kayboldu. İşte basit ama etkili bir formül…

Sevgiyle kalın.

Berna Özcan Demir

Dışımda İçimi Görüyorum -2-

Annem yüzüme alınmış hatta sinirlenmiş bir şekilde bakıyordu. Ama anne dedim müsade et, ben karar vereyim, herşeyi senin istediğin gibi yapamam ki, tamam benim iyiliğimi istiyorsun biliyorum ama sonuçta benim de bir yaşam deneyimim var seçimlerimin sorumluluğunu alabilecek olgunluktayım…. Sen dedi her zaman böyle iyi niyetlisindir, herkese inanırsın sen başkalarını bırak beni dinle, ben senin annenim bak bu iş dediğim gibi olmazsa diye devam ediyordu konuşmasına…Hay Allah ne yapacağım şimdi, bu annem laftan anlamaz, tamam deyip bildiğimi yapsam canıma okur yok olmaz desem, kabul ettirene kadar konuşur, bildiği bütün duygusal baskıları yapar. Hayır başkası olsa hemen hayatımdan uzaklaştıracağım ama annem ve onu çok seviyorum, üzülmesini de istemiyorum gel şimdi bu durumu çöz…

Neyse bir fırsatını bulayım ve dışarı çıkayım, alışverişe falan gidiyorum diyeyim, dışarıda kafamı daha iyi toplarım.

Dükkanlara bakıyorum, yürüyorum ve bir yandan da içimden sürekli ” Annemi seviyorum, annemden gelen sadece olumlu enerjileri ve düşünceleri kabul ediyorum     diye tekrarlıyorum. Acaba kendimi tamamen mi kapatsam… Yok canım o kadarı da olmaz, ben yine sevgi çalışmasına devam edeyim.

Eve geldim sayılır, umarım aynı tablo karşıma çıkmaz derken annem kapıyı açıyor ve nerede kaldın kızım, merak ettim, telefona da bakmadın? Duymadım anne diyorum ama aslında biliyorum ki, kendimi annemden gelen olumsuz düşüncelere kendimi kapattığım için, telefonu duymamıştım, ondan gelen olumsuz enerjiler bana ulaşamamıştı. Konuyu açmıyorum ve annemi tartıyorum bir değişim var mı diye? Ama pek bir şey değişmiş gibi değil. Annem hala aynı modda davranmaya devam ediyor. Annemden gelen olumsuz enerjilerden korunmuştum ama konu aynı noktaya gelince, aynı durum devam edecekti, yani sorun ortadaydı. Gece olana kadar konuyu hiç açamadım ve gece yatağıma çekilince başladım yeniden düşünmeye….

Şimdi sen bir şey yapmak istiyorsun ama annen bunun sonunda zarar göreceğine inanıyor ve senin bu konudaki düşünceni değiştirmek için bildiği herşeyi deniyor. Dışında bir sorun varsa, içindeki bir şeyden kaynaklanıyordur, o halde içindeki sorunu bulman ve çözmen lazım dedim. Bir kere daha dıştan içe yolculuğum başlamıştı. İlk sorumu sordum?

Yapmak istediğin şeyden emin misin? Annen senin içindeki sesin, dışarı yansımış hali olabilir mi?

Evet ne yapmak istediğimden emimin, bunu uzun süre düşündüm ve karar verdim. Eminlik noktasında bir sorun yok.

Peki bu işin sonunda zarar görme ihtimalin olduğunu hiç düşündün mü? Eğer dışında biri sana dikkat et diyorsa içindeki bir yönün aslında seni uyarıyor olabilir mi? Dış için yansımasıdır ve dışta duyduğun sözler de içte bastırdığın sözlerin bir yansıması olabilir….

Evet bunu düşündüm, sonuçta zarar görebilirim ama bir seçim yapmam lazımdı ve ben seçimimi yaptım.

Peki o halde zarar görebilme ihtimalinin üzerinde ne kadar düşündün, bunu hesapladın mı, yoksa üzerinde düşünmemeye, unutmaya, yok saymaya mı çalıştın?

Üzerinde düşünmemeye çalıştım. İyi düşünürsem iyi olur, pozitif düşünmeli ve negatif şeyleri aklıma getirmemeliyim dedim.

O halde bilinçaltına ittin bu olasılığı?

Galiba öyle yaptım.

Peki anladın mı ne oldu?

Evet çok iyi anladım, konuşan annem değildi, benim içimdeki “hayır bu işi yapma zarar görürsün” diyen tarafımdı. Ama bu tarafımı ifade etmediğim için, içimde ifade edemediğim, dışımda bana kendisini gösteriyordu.

Peki şimdi ne yapacağım. Artık işim çok kolay, şimdi kendi içimde dengeyi ve barışı sağlayacağım. Yeniden başlıyoruz afirmasyona

” Verdiğim kararlara ve evrenin akışına güveniyorum. Her zaman güvende olduğumu ve elde ettiğim sonuçların benim hayrıma olduğunu biliyorum”

Uyuyana kadar hatta sabah uyanınca sürekli afirmasyonuma devam ettim. Sonra ne mi oldu? Kahvaltıdan sonra annem bana döndü, konuyu açtı ve sen nasıl biliyorsan öyle yap kızım, sonra birşey olur beni suçlama dedi. Tamam anneciğim derken içimdeki barışı ve dengeyi hissedebiliyordum. Bana hayır diyen kendi içimdeki beni ikna etmiştim ve artık dışımda kendisini ifade etmesine gerek kalmamıştı.Unutmayın, içinizde ne varsa dışınızda onu yaşarsınız ve dışınızdaki her olayı içinizi şifalandırmak için kullanabilirsiniz.

Sevgiyle kalın.

Berna Özcan Demir

Kişisel Yaşam İlkelerim

Hayatımı üzerine kurmak istediğim ilkekeri 8-9 sene önce madde madde yazmıştım. Blogumda bunları sizlerle de paylaşmak istedim.

1 – İnsanlara faydalı olmaya çalışağım ama faydalı olamıyorsam asla kimseye bilerek zarar vermeyeğim.
2 – Herkesi sevmek zorunda değilim ama herkesin içindeki öze ve varoluş amacına saygı duymak zorundayım.
3 – Amaçların değil, değerlerin insanı olmak istiyorum. Değerlerim, amaçlarımın önünde gelecek.
4 – İnsanların arasında milliyet, din, kariyer, yaş, güzellik, çirkinlik, sağlık, hastalık, güçlülük, zayıflık gibi hiç bir konuda ayrım yapma hakkım yok. Tek hakkım bilerek ve isteyerek zarar veren kişileri kendimden uzaklaştırma hakkımdır.
5 – Doğrularımı yada yanlışlarımı insanlara kabul ettirme hakkına sahip değilim. Herkesin kendi yolunda yürümesine saygı duyacağım.
6 – Zehiri asla teneke kutuda sunmazlar, altın kasedeki ikramlara dikkat edeceğim. Hiç kimse mükemmel değildir, mükemmel görünene dikkat edeceğim.
7 – Yanlış yapınca bahane bulmak yerine özür dileyeceğim. Bilmiyorsam, bilmiyorum diyeceğim. Kötü giden hiç bir şey için kimseyi suçlamayacağım. Yaşamımın tüm sorumluluğunu üsteneceğim.
8 – Para için çalışmayacağım, para için sevmeyeceğim, para için ilgimi, zamanımı vermeyeceğim. Ben doğru olanı en iyi şekilde yapacağım ve parayı unutacağım. İşimi en iyi şekilde yaparsam, karşılığını ve hak ettiğimi alacağımı hep hatırlayacağım.
9 – Kimseye bağımlı olmayacağım ve kimsenin de bana bağımlı olmasına izin vermeyeceğim. İnsanları özgürleştirebildiğim kadar özgürleşeceğimi unutmayacağım.
10 – Çevremdeki tüm güzellikleri fark etmeye ve takdir etmeye çalışacağım. İnsanlar hata yaptıkları zaman nasıl eleştiriyorsam, güzel şeyler yaptıkları zaman çok daha fazlasıyla takdir edeceğim.
11 – Ben sevgi, şifa,sadelik, tevazu ve denge içinde yaşamak ve bunları başkalarına da sunmakla yükümlüyüm. Bu sorumluluğumu asla unutmayacağım.
12 – Kimseyi arkasından eleştirmeyeceğim, eğer eleştirmem gerekirse yüzüne yapacağım. Arkasından sadece özvgülerimi söyleyeceğim. Yüzüne ise hem eleştirimi hem övgülerimi.
13 – Kendimden başka düşmanım yok, bir gün birilerini düşman sanırsam bu kişiler aslında benim ruhsal öğretmenlerimdir, bu kişilere saygı duyacağım
14 – Bir insanı büyük yapan kendine gülebilmesi, sıradan şeyleri özel kılabilmesi ve tevazusudur. Kendime gülmeyi, sıradan şeylerdeki özel yönleri görebilmeyi ve alçak gönüllüğü bırakmayacağım. Ama ben büyüğüm tuzağına da asla düşmeyeceğim.
15 – Eğer karşıma birine yardım etme fırsatı çıkarsa bunun için Allah’a şükreceğim. Yardım edenin de, verenin de Allah olduğunu unutmayacağım.
16 – Her gün yeni bir şey öğrenmeye, her gün birini mutlu etmeye, her gün güzel bir şey söylemeye ve her gün bir umut büyütmeye devam edeceğim.
17 – Eğer bu maddelerin birini bile ihlal ettiğimi fark edersem bu durumda kendimi uygulayabildiklerim için tebrik edecek ve başaramadığım konuda kendimi geliştirmek için daha fazla çaba harcayacağım.

Bu maddelerin hangilerinde hala hatalar yaptığımı bir gün oturup yazacak ve bunu da sizlerle paylaşacağım. Umarım benim ilkelerim, sizlerin de kendi yaşam ilkelerinizi oluşturmanızda faydalı olur.

Sevgiyle kalın.

Berna Ozcan Demir

Dışımda içimi görüyorum

Dışımda içimi görüyorum – 1

Kendimi bir anda adamla tartışırken bulmuştum. Benim seçtiğim küvet bu değildi bu çok yüksek diyordum o bana ne diyordu duymak bile istemiyordum ama bağırdığına emindim. 15 gün beklemiştim hani bu banyo bir haftada bitecekti? Daha ne kadar bekleyeceğim, bu adamlar bu işi hiç bilmiyormuş, ay üzerimde bir şansızlık mı var ne, nazara mı geldim acaba,  bu adam hiç bir şey anlamıyor, zaten yaşlı fazla bağırmayayım bari kalp krizi falan geçirir sonra üzülürüm….. İyi de çıldırttılar beni, özellikle bugün öfkelenmeyeceğim, özellikle bugün öfkelenmeyeceğim, özellikle bugün öfkelenmeyeceğim.. En iyisi eve gideyim ve sakinleşeyim……

Eve geldim bir çay aldım ve camın önüne geçtim. Şimdi dedim dur bakalım dışta bir şey gördün de, içinde görmen gereken nedir?

Çayımdan bir yudum aldım ve ilk sorumu sordum?

Banyonun istediğin gibi hızlı ve güzel bir şekilde tamamlanmaması sana ne hissettiriyor?

Tek kelimeyle kızgınım ve bunun için çok haklı nedenlerim de var.

Peki bugünlerde kendine hiç kızdın mı? İçinde kendine kızgın olmasan, dışında kızmak için bir nedenin olmazdı? Peki kendine neden kızdım?

Hay Allah, aklıma hiç bir şey gelmiyor, son zamanlarda kendime kızacağım bir şey olmadı. Acaba arka arkaya 10 tane kestane şekeri yediğim için kendime kızgın olabilir miyim? Daha iradeli davranmam gerekirdi, ama bu olamaz ben bunu hep yapıyorum 🙂 o halde ne olabilir, yok aklıma bir şey gelmiyor.Baştan başlayalım belki de duyguyu yanlış tanımladın. Kızgınlıktan başka ne hissettin?

Adamların hep haksız olmalarına hem de haklı gibi davranmalarına sinirlendim. Yani hem suçlu hem güçlü durumundaydılar.

O halde sorun haksızlık olabilir mi? Kendine karşı son günlerde bir haksızlık yaptın mı?

Hayır böyle  bir şey de aklıma gelmiyor. En azından önemli bir şey olduğunu sanmıyorum.

O halde nedeni aramayı bırakmalıyım, sorun açık içimde mutlaka bir şeyler olmalı, yoksa dışımda bir sorun olmazdı. En iyisi ben olumlamalarla çalışmaya başlayayım. Aksi halde sorun ne ise, defalarca kez karşıma çıkacak, içimdeki dengesizliği çözmeden dışımdaki sorunu çözemem.Başlıyoruz… ” Banyomu yaptırırken yaşadığım sorunlara yol açan içimde her ne varsa bunları şifalandırıyorum, arındırıyorum ve temizliyorum”

Akşam saat 18:30 civarı

Sabahtan beri olumlamamı yüzlerce kere söyledim ve artık kendimi daha rahat hissediyorum. Nedeni hala bilmiyorum ama adamlara olan kızgınlığım geçti ve rahatladım. Umarım sorun temizlenmiştir ve başka bir şeylere yol açmaz.

Akşam saat 21:00 civarı

Telefonum çalıyor sevdiğim bir arkadaşım hatta, halimi hatrımı soruyor. Bir süre sohbet ediyoruz sonra bana ” banyo ne oldu bitti mi” diyor Hayır diyorum ve adamlardan yakınmak geliyor aklıma sonra vazgeçiyor ve şunu söylüyorum “daha bitmedi ama geç olsun da güç olmasın”. Derin bir nefes ve bir aydınlama anı.

Annem her zaman geç olsun da güç olmasın der, ben her zaman bu kalıbı duyarak büyüdüm ve benim sevgili bilinçaltım acele yapılan işlerde sonradan sorun çıkacağına inanıyor. Ne güzel, adamları boşa suçladık, ben bir işin yavaş olursa sağlam olacağına inanarak kendimi de onları da bloke ettim. Sorunlar çıktı ,iş gecikti. Hadi bakalım tekrar çalışmaya, yeni olumlamamız başlıyor

İşlerim her zaman hızlı ve en mükemmel şekilde tamalanıyor.

Dıştan içe yolculuğum devam ediyor…..

Berna Özcan Demir

Bir daha kimseye hayvan demedim….

at1

İspanya’nın Seville kentinde yapılan boğa güreşlerinde yaşanan insanlık ayıbını bir at ortaya çıkardı.

İspanya’nın Seville kentinde her yıl nisan ayında yapılan boğa güreşi festivali yine kanlı bir güne sahne oldu.

Matador Diego Ventura atının üzerine gururla oturdu ve ‘şova’ başladı.

at2

Ventura’nın kılıçlarının hedefi boğaydı. Yüzündeki ifade aslında kimin vahşi olduğunu ortaya koyuyor. Başka söze gerek yok…

at3

Matadorun her yeni kılıç darbesi binlerce İspanyolu kendinden geçirdi

at4

Boğaya sapladığı kılıçlarla tatmin olmayan Ventura, daha çok alkış için boğanın kulaklarını da kesti.

at5

Tribünlerden gelen mükafatını alan kahraman sevinç çığlıkları atarken yaralı boğa hemen yanı başında can çekişiyordu.

at7

O sırada boğaya yaklaşan matadorun atı insanlık dersi verdi. Binlerce insanın göstermediği merhameti gösterdi ve boğanın yaralarını kendince iyileştirmeye çalıştı.

at8

17 Nisan 2007 Salı Kaynak: internethaber.com